Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Her Nefeste Devam Eden Değişim Cesaretle Var Olmak
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 195. kitabı
Sabahın ilk ışıkları odaya sızarken, bir yandan uykumun ağır kalıntılarıyla boğuşuyordum, bir yandan zihnimdeki binlerce düşünce birbirine çarpışıyordu. Osho’nun “Devrim” kitabını elime aldım ve sayfaları açtığım anda, sanki uzun süredir içimde biriken sessiz öfke, bastırılmış arzular, korkular ve beklentiler bir anda harekete geçti. Bu devrim, dışarıda olup biten politik ayaklanmalardan, sosyal isyanlardan farklıydı. Bu, kendi içimde başlatmam gereken bir savaş, ama savaş kelimesi eksik kalır; çünkü buradaki mücadele, kırıcı değil, dönüştürücüydü. Çocukluğumu hatırladım. Farklı olma isteğim, cesaretim, kendi doğrularımı savunma arzularım, çoğu zaman sessizce bastırılmıştı. Ailem, çevrem, toplum, kural kitapları… Hepsi, ben daha doğmadan önce yazılmış gibi üzerimdeydi. Ve yıllar geçtikçe bu kurallar bir zincir haline gelmiş, benim farkında olmadan benim içimi kemirmişti. Osho’nun sözleriyle yüzleşmek, bu zincirleri fark etmek demekti. İlk başta korkutucuydu. Çünkü bir zinciri fark etmek, onu koparmak zorunda olduğunun farkına varmaktır ve bu cesaret ister. Kitabı okudukça, kendi hayatımda yaptığım küçük devrimleri hatırladım. Bir gün, kendimi eleştirmeyi bırakıp bir hatamı olduğu gibi kabullenmem; bir diğer gün, uzun süredir görmezden geldiğim bir hisse kulak verip onu ifade etmem. Bu küçük adımlar, Osho’nun tarif ettiği içsel devrimin başlangıç noktalarıydı. Yalnızca bir düşünceyi serbest bırakmak bile bir devrimdir, çünkü geçmişin acıları ve korkuların seni yönetmesine izin vermemek, özgürlük yolunda atılmış bir adımdır. Hatırlıyorum, bir akşam yürüyüşe çıkmıştım. Rüzgar sertti, ama yüzüme çarptığında bir yandan ürperiyor, bir yandan da tüylerim diken diken oluyordu. Bu his bana Osho’yu hatırlattı: Devrim, yalnızca zihinde değil, bedende de hissedilir. Korkuların,
Duygu ve Düşünce
DevrimOsho · Butik · 2010318 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sadece Yürümek, Sadece Nefes Almak
10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2025 194. kitabı
Bir sabah uyandım. Perdelerden sızan ışık o kadar yumuşaktı ki, bir an için dünyada hiçbir şeyin yanlış olamayacağını düşündüm. Sonra düşüncemin kendisini fark ettim. Osho’nun “Farkındalık” dediği şey belki tam da buydu: Düşüncelerin içine gömülmeden, onları dışarıdan izleyebilmek… Ve ben bunu ilk kez o sabah, sessizliğin ortasında hissettim. Kitabı elime aldığımda, aslında aradığım bir cevap yoktu. Ama sayfalar ilerledikçe fark ettim ki, sorularım bile farkında olmadan şekil değiştiriyordu. Osho, farkındalığı bir teknik, bir görev, bir hedef olarak değil; var olmanın doğal hali olarak anlatıyordu. Her cümlesiyle zihnimin gürültüsünü biraz daha kısıyor, içimdeki sessizliği çoğaltıyordu. Bir zamanlar yürürken bile kafamda binlerce düşünce dolaşırdı. Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları, yapılması gerekenler… Fakat Osho’nun öğrettiği o derin basitlik, beni bir gün durdurdu. Sadece yürümeye başladım. Ne düşünceler, ne planlar, sadece adımlarımın sesi. Ve o anda, farkındalık kelimesi kitap sayfasından çıkıp kalbime yerleşti. Osho’nun dediği gibi, “Farkında olmak yaşamaktır; farkında olmadan yaşamak, ölmüş olmaktır.” Bu söz beni sarstı. Çünkü uzun yıllar boyunca, hayatı sadece yaşıyormuş gibi yapmıştım. Düşüncelerimin içinde kaybolmuş, “şimdi”yi kaçırmıştım. Bir bardak su içerken suyun soğukluğunu, biri konuşurken ses tonunu, rüzgârı, dokunuşları fark etmeden geçen onca gün... Hepsi farkındalık eksikliğinin sessiz ağıtıymış. Zamanla fark ettim ki, farkındalık yalnızca bir fark etme hali değil, aynı zamanda bir kabullenme. Kendini, geçmişini, öfkeni, hatta korkunu bile yargılamadan görebilmek... Bir gün kendimle kavga ettiğim bir anı hatırlıyorum; içimdeki sesler birbirine bağırıyordu. Osho’yu hatırladım, derin bir nefes aldım, sadece izledim. Ve o sessizlikte,
Duygu ve Düşünce
FarkındalıkOsho · Ganj Yayınları · 20161,449 okunma
Bastırdıkça Güçlenen Duygu Cesaretin Asıl Tanımı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 193. kitabı
Korku, hayatım boyunca peşimden hiç ayrılmayan bir gölge gibiydi. İlk adımlarımı attığımda düşmekten, büyüdüğümde hata yapmaktan, sonra kaybetmekten korktum. Bazen bir sınav kağıdında, bazen bir kalp kırıklığında, bazen de hayatın sessiz gecelerinde fısıldadı kulağıma: “Ya olmazsa?” İşte tam da bu soruyla büyüdüm. Osho’nun satırlarında gezinirken, korkunun aslında düşmanım değil, bana ayna tutan bir dost olduğunu fark ettim. O sayfaları okurken geçmişten sahneler canlandı zihnimde; karanlık bir odada, ışığı açmaya çekinen çocukluğum, kalabalıkta kendini saklayan gençliğim, yanlış anlaşılmaktan ürken yanlarım… Korkunun ne kadar içime işlediğini görmek bir yandan ürkütücüydü, ama aynı zamanda özgürleştiriciydi. Bir cümle vardı ki, ruhumda çakılı kaldı: “Korkuyu bastırmak onu yok etmez, sadece daha derine iter.” O an fark ettim ki, yıllardır korkularımı yok sayarak aslında onları daha da güçlü hale getirmişim. Çekindiğim her adımda, hayatımdan biraz daha eksiltmişim. Cesaret dediğim şeyin aslında korkusuzluk olmadığını, korkuya rağmen atılan adımlar olduğunu o sayfalarda öğrendim. Kitabı kapatıp düşünürken, hayatımdaki en derin kayıplardan birini hatırladım. O acıyı yaşarken, bir daha toparlanamam diye korkmuştum. Ama zamanla öğrendim ki, korkunun ötesinde bir alan var: insanın kendine güveni, teslimiyeti ve bırakışı. Osho bana bunu hatırlattı. Korkunun, hayatın doğal bir parçası olduğunu, asıl mesele ondan kaçmamak, ona dokunabilmek, hatta onunla konuşabilmek olduğunu gösterdi. Ve o an içimde bir şey dönüştü: Korkularım bana artık engel gibi değil, kapı gibi göründü. O kapıdan geçebilirsem, öte tarafta bekleyen şey, hayatın en yalın haliydi
İnsan ve Duygular
KorkuOsho · Butik Yayınları · 20091,090 okunma
Yenilgiden Doğan Erdem, Sabrın Gerçek Öğretisi
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 192. kitabı
Sanki kendi zihnimde yıllardır susmuş bir ses yeniden konuşmaya başladı. Günlük notların sadeliğinde, her şeyin özüne inilmesinde tuhaf bir huzur vardı. Hayatın karmaşası içinde kaybolduğum anlarda, aslında tek ihtiyacım olan şeyin durmak, nefes almak ve zihnimi berraklaştırmak olduğunu fark ettim. Ryan Holiday bana, dış dünyanın gürültüsünün içinde bile içsel sessizliğe ulaşabileceğimi hatırlattı. Bazı sabahlar, işe yetişmeye çalışırken kalbim sıkışır gibi olurdu; yapmam gerekenler, yetişmeyen zaman, üzerime çöken sorumluluklar… O anlarda kitabın satırları kulağımda yankılandı: “Kontrol edemediğini bırak.” Bu cümle belki de hayatımda duyduğum en sade ama en ağır sözlerden biriydi. Çünkü ben sürekli kontrol etmeye çalışıyordum. geleceğin belirsizliğini, hatta kendi kırılgan duygularımı… Oysa stoacılık bana, kendi zihnime hâkim olmanın yeterli olduğunu öğretti. Günlüğü her elime aldığımda, kendime dönüp bakma cesareti buldum. Bir keresinde, çok sevdiğim bir dostumla tartışmıştım. gurur ve kırgınlıklar arasında sıkışıp kalmıştım. Kitap bana şu soruyu sordurdu: “Burada gerçekten neyi kaybetmekten korkuyorsun?” O an fark ettim ki, aslında kaybettiğim dostluğun kendisi değil, incinen hislerimdi. Ve işte o gün, geri adım atmanın bir yenilgi değil, bir erdem olduğunu öğrendim. Hayat çoğu zaman üzerimize çöken yüklerle dolu. Stoacıların dediği gibi, biz bu yüklerin çoğunu kendi zihnimizde büyütüyoruz. Holiday’in satırlarında yürürken, kendi hayatımdaki dağların aslında ne kadar küçük olduğunu gördüm. Yalnızca bakış açımı değiştirdiğimde, yokuşlar daha hafif, fırtınalar daha sessiz hale geldi. Belki de en büyük değişim şuydu: Önceden “neden ben?” diye sorduğum her olayda artık “bu bana ne öğretiyor?” diye sorar oldum. Bu basit dönüşüm, zihnimin ağırlıklarını sırtımdan
Duygu ve Düşünce
Stoacının GünlüğüRyan Holiday · Pegasus Yayınları · 20211,650 okunma
Hayatın İçinde Cesur Adımlar, Hayatı Kucaklamak
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 191. kitabı
İçimde yıllardır biriktirdiğim korkuların farkına varmakla başlamıştı bu yolculuk. Gözlerimi kapattığımda, kendime karşı dürüst olmayı ertelediğim anlar aklıma geldi iş yerinde fikirlerimi paylaşmaktan korktuğum zamanlar, sevdiğim insanlara duygularımı açamadığım anlar, hatta kendi hayallerim için adım atmaktan kaçındığım anlar… Kitap, tüm bu suskunluklarımı adeta cesaretle yıkmam için bir davet gibi geldi. Okurken, bir sabah eski bir defterimi açtım. Sayfalar, çocukluğumdan kalma korkuların sessiz tanıklarıydı. Orada, bir sınav kaygısı, bir arkadaşın kalbini kırma korkusu, başarısızlık korkusu… Hepsi birer birer bana bakıyordu. Osho’nun sözleri, bu korkuları anlamamı, onlara direnmek yerine onları fark etmemi sağladı. İlk defa korkularımı bastırmak yerine onlarla yüzleşmeye başladım. Bir gün, uzun zamandır ertelediğim bir konuşmayı yapmak zorunda kaldım. Eskiden olsaydı, her detayı mükemmel planlamadan cesaret edemezdim. Ama Osho’nun öğretileri sayesinde sadece adım attım. Kelimelerim kusurluydu belki, ama kalbim cesurdu. O an hissettiğim hafiflik ve özgürlük, sayfalardan taşan bir bilgelik gibi içime işledi. Cesaret, kitabın her satırında sadece bir kavram değil, yaşamın kendisiyle yüzleşmekti. Kendime karşı dürüst olmayı, başkalarının beklentilerini bir kenara bırakmayı, kendi yolumu bulmayı öğretti bana. Hatırladım, yıllar önce denize ilk kez tek başıma açıldığım günü; korkmuştum, dalgalar ürkütücüydü, ama sonunda kendime güvenmenin ve adım atmanın verdiği tarifsiz mutluluğu yaşadım. Osho’nun kitapla bana verdiği cesaret, o anı yeniden hissettirdi. Okuyucuyu sarmalayan bir başka yönü, cesaretin yalnızca büyük adımlarda değil, günlük hayatın küçük seçimlerinde de ortaya çıktığını göstermesiydi. Sabah yataktan kalkmak, bir telefon açmak, bir projeye başlamak,
Duygu ve Düşünce
CesaretOsho · ganj yayınları · 2015744 okunma