Mazlum İlhan

Mazlum İlhan
@crazymanpower
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Video içerik üreticisi - Etkinlik Organizatörü - Dijital Pazarlama (SEO, PPC)
İzmir / Balçova - Kuşadası
Hatay / İskenderun, 12 Eylül 1999
229 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Kaybolanların Ardında Yaşamak Boşlukların İçindeki Hayat
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 163. kitabı
Solnit’in kelimeleri beni kendi geçmişimin, hatıralarımın ve sessiz kayıplarımın içine çekti. Her bir cümle, tıpkı eski bir fotoğrafın üzerindeki hafif solmuş renkler gibi hafızamın en köşelerinde bir titreşim uyandırdı. Çocukluk odamdaki sessizlik, kaybettiğim arkadaşların boşluğu, bir daha geri gelmeyecek günlerin ağırlığı… Solnit’in yazdığı boşluklar bana kendi eksikliklerimi hatırlattı. O boşluklar sadece fiziksel değil, duygusal ve zihinsel deydi; kaybettiğim insanlardan, zamandan, hatta kendi gençliğimden geriye kalan hatıraların ağırlığı. Okurken fark ettim ki bu kitap yokluğun içinden doğan bir farkındalık ve aynı zamanda hayatta kalmanın bir yolu. Solnit, kayıpların sadece birer acı değil, aynı zamanda bize yön gösteren işaretler olduğunu hissettiriyor. Ben de kendi hayatımda fark ettim ki, kayıplarımı ertelediğim zamanlarda ruhum daha da ağırlaşıyor, her unutulmuş an bir gölge gibi peşimden geliyordu. O gölgelerle yüzleşmek, kitabın bana gösterdiği gibi, hem cesaret hem de bir şefkat gerektiriyor. Solnit’in dili öylesine doğal ve akıcı ki, bir an kendimi onunla aynı odada, aynı sessiz düşüncelere dalmış gibi hissettim. Kitap boyunca yalnızca yazarın düşüncelerini değil, kendi içimde birikenleri de keşfettim. Kimi zaman bir şehir parkında otururken hissettiğim o boşluk, bir arkadaşımı kaybettiğim günkü sessizlik, hatta kendi gençliğimin bitip gidişi… Her şey kitaptaki boşluklara denk geldi. Ve o boşluklarda, bir yandan kaybetmenin acısı, bir yandan hayatta kalmanın ve hatırlamanın gücü vardı. Solnit’in yazdığı her şey bir davet gibiydi: Sessizlikle barış, yokluğu kabul et, ve orada hayatın farklı bir yönünü bul. Okudukça kendi hatıralarımda dolaştım; bazen bir kahkaha, bazen bir gözyaşıyla karşılaştım. Yokluğun ağırlığını hissetmek, varlığın kıymetini
İnsan ve Duygular
Yokluğumdan Aklımda KalanlarRebecca Solnit · Minotor Kitap · 202182 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Mazlum İlhan

, bir kitap okudu
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 167. kitabı
Caner Yaman
8.4/10 · 237 okunma
Yürek Ağırsa Adımlar Düşer, Zaman Yavaşlar
Bazen hayatta karşıma öyle anlar çıktı ki, omuzlarım güçlü olsa da kalbim taşıyamadı. Dışarıdan bakan bir göz belki “dayanıklı” derdi bana, hatta kimileri “ne kadar sağlam bir insansın” diye hayranlıkla bakardı. Oysa bilmezlerdi ki, içimde taşıdığım yük omuzlarımın değil, yüreğimin yüküydü. Çünkü insanın asıl direnci kaslarında değil, kalbindedir. Kalbin kırıldığı yerde, gözlerin ışığını, nefesin anlamını, adımlarının ritmini kaybedersin. Bir kez orada çatlak açıldı mı, dışarıdan ne kadar dimdik görünürsen görün, içeride yavaş yavaş tükenmeye başlarsın. Ben de tükenişin ne demek olduğunu, en güçlü olduğum sandığım anda öğrendim. Bir söz, bir davranış, bir bakış… Bazen küçücük şeyler olur, ama kalbine saplandığında dağlardan ağır gelir. Omuzların kaldırır belki; ama kalbin “artık yetmiyor” dediğinde, hiçbir güç seni ayakta tutmaz. İşte o zaman anlıyorsun: insanı tüketen şey hayatın zorluğu değil, kalbinin kırıklığıdır. Kendi hayatıma dönüp baktığımda, en çok da bu kırıklıkların izlerini taşıyorum. Omuzlarımda değil, yüzümde değil, ama kalbimde. Ve itiraf etmeliyim ki, bazı kırıklar hiç onarılmıyor. Belki zaman acıyı hafifletiyor ama içindeki o boşluğu asla doldurmuyor. Yine de öğrendim yüreğini korumak, omuzlarını güçlendirmekten çok daha büyük bir cesaret istiyor. Çünkü kalbin düştüğünde, tüm bedenin dizlerinin üzerine çöker. Gerçekten de insanın bütün gücü kalbinde saklıdır. Kalbin sağlamsa, omuzların dağları taşır. Ama kalbin kırıldı mı, bir yaprağın rüzgârda savruluşu gibi savrulursun…
İnsan ve Duygular
İçsel Denge ve Sakinlik Kelimelerin Derinliği
10/10
·47 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
İnsanın iç dünyasına derin bir yolculuk sunuyor. Her sayfa, duyguların karmaşasını, insan ruhunun kırılganlığını ve gücünü ustalıkla işliyor. Okurken fark ediyorsun ki duygular yalnızca birer tepki değil, insanı yönlendiren, kararlarını şekillendiren ve hayatına yön veren gizli birer pusula. Orhan, karakterlerinin iç seslerini öyle bir gerçeklikle anlatıyor ki, okur kendini onların yerine koyuyor, kendi duygularını sorguluyor ve her sayfada bir parça kendi ruhunu keşfediyor. Kitap, sevinci, hüznü, öfkeyi ve aşkı yalnızca tarif etmiyor; okurun içinde hissettirmeyi başarıyor. Her duygu, bir yol gösterici, bir öğretici olarak sunuluyor ve okur, sadece okumakla kalmayıp, hissetmeye ve anlamaya başlıyor. Fatma Orhan, metin boyunca duyguların karmaşası içinde bir denge yaratıyor, okuru dalgalanan bir deniz gibi içine çekiyor, ama sonunda bir sakinliğe ulaştırıyor. Duyguların gücü, kitabın merkezinde yalnızca bireysel deneyim olarak değil; toplumsal ve evrensel bir bağlama da oturuyor. İnsanlar arası ilişkilerin, sevginin, bağışlamanın ve empati kurmanın önemi öyle bir şekilde işleniyor ki, okur farkında olmadan kendi hayatındaki ilişkileri gözden geçiriyor. Her sayfa, bir uyanış, bir farkındalık yaratıyor. Orhan’ın dili sade ama derin; kelimeler basit görünüyor ama okur onları düşündükçe, her cümlenin ardında bir evrenin saklı olduğunu fark ediyor. Bu, kitabın büyüleyici gücünü oluşturuyor: Hem anlaşılır hem de düşündürücü. Duyguların gücü, sadece bireyin iç dünyasını değil, toplumsal bilinci de besliyor ve okuru yaşamın farklı yönlerini yeniden değerlendirmeye itiyor. Kitap gösteriyor ki duygular sadece his değil, insan olmanın ve insanı anlamanın temel taşları. Her satır, okurun içinde derin bir yankı bırakıyor ve sayfalar ilerledikçe, duygu ile düşünce arasındaki o
İnsan ve Duygular
Duyguların GücüFatma Orhan · Mst Yayıncılık · 202513 okunma