“Biribirlerine yüzlerce yeni ad vereceklerdir ve hepsini yeniden alacaklardır biribirlerinden, yavaşça, bir küpe çıkarır gibi.” Cornet /Sancaktar(1899)
Duygu ve Düşünce
Cennetin Doğusu ben nasıl üzülmeyeyim cal ne yapsa elinde kalıyor aronun hiç görmediği annesi bile onu severken cal’ı babası bile sevmiyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
PERSEPHONE VE İNSANLIĞIN YARATILIŞI
Az bilinen bir efsaneye göre, Persephone (genellikle Prometheus yerine) insanlığı kilden yaratmakla görevlendirilmiştir. Hangi tanrının ona sahip olacağı konusunda ilahi bir anlaşmazlık çıkmış ve sonuç olarak insanoğlu hayattayken Zeus ve Gaia'ya, ölümünden sonra ise Persephone'ye verilmiştir. "Cura (Core) [Persephone] bir nehri geçerken, biraz killi çamur gördü. Onu düşünceli bir şekilde aldı ve bir insan şekillendirmeye başladı. Yaptığı şey üzerinde düşünürken, Jüpiter [Zeus] geldi; Cura ondan heykele hayat vermesini istedi ve Jüpiter bunu hemen kabul etti. Cura ona kendi adını vermek istediğinde, Jüpiter bunu yasakladı ve kendi adının verilmesi gerektiğini söyledi. Ancak isim konusunda tartışırlarken, Tellus [Gaia] (Dünya) ayağa kalktı ve kendi bedenini verdiği için onun adının verilmesi gerektiğini söyledi. Hakim olarak Satürn'ü [Kronos (Cronus)] tuttular; o da onlar için karar vermiş gibi görünüyor: Jüpiter, ona hayat verdiğin için [metin eksik, muhtemelen insanların kaderinin kontrolü ona verilmişti] bedenini [ölümden sonra] ona [Persephone] ver; çünkü "Onu Cura yarattı; yaşadığı sürece Gaia ona sahip olsun, fakat adı konusunda tartışma olduğu için, humustan yaratılmış gibi göründüğünden, ona homo denilsin."
Matruşka Bebekleri ve Ruhun Ebedî Hapsi 2
Düşünsenize insan bedenine hapsedilmiş bir sinek... İnsanlık tarihinde neredeyse kimse fark etmeden, iki büyük olay aynı anda gerçekleşti. Bunlardan biri meyve sineğiyle, diğeri insan beyin hücreleriyle ilgili. Medya bunlara “sinek yürüyor” veya “beyin hücreleri oyun oynuyor” diye güldü. Ama siz ve ben biliyoruz ki asıl mesele çok daha derin: Bilinç kopyalandı mı? Ruh ne oldu? Tanımlayamadığımız bir şeyi kopyalamaya başladık ve bunun sonuçlarını henüz kimse ölçemiyor. Nöron nedir? Beynimizdeki en küçük yapı taşlarından biri. Düşünün ki beyninizde yaklaşık 86 milyar tane var. Her nöron, elektrik sinyalleri taşıyan küçük bir hücredir. Bir nöron diğer nöronlara “bağlanır” ve bu bağlantılara sinaps denir. Bu bağlantılar sayesinde düşünürüz, hissederiz, yürürüz, severiz. Kısaca nöronlar, beynimizin “elektrik kabloları” gibidir. Connectome nedir? Beyindeki tüm nöronların birbirine nasıl bağlandığının tam haritası. Yani “beynin kablolama şeması”. 2024’te bilim insanları meyve sineğinin bütün connectome’unu çıkardı: 125.000–140.000 nöron ve yaklaşık 50 milyon sinaps. Bu harita artık dijital olarak kopyalanabiliyor. DOOM nedir? 1993 yapımı çok ünlü bir video oyunu. Oyuncu bir silahlı askerdir, karanlık koridorlarda dolaşır, canavarları vurur, 3 boyutlu bir dünyada hareket eder. Basit gibi görünür ama aslında çok karmaşık kararlar gerektirir: “Düşman nerededir? Ateş edeyim mi? Sağa mı sola mı döneyim? Cephanem biterse ne yapayım?” İşte bu oyunu 200 bin canlı insan nöronu öğrendi. Sanal beden ve simülasyon nedir? Bilgisayarda yaratılmış sanal bir dünya. Fizik kuralları (yerçekimi, sürtünme, çarpma) gerçek gibi çalışır. MuJoCo adlı bir program bunu yapıyor. Sanal sineğin bedeni de böyle bir simülasyonda yaratıldı. Şimdi bu temel kavramları bildiğimize göre, olaylara
Matruşka Bebekleri ve Ruhun Ebedî Hapsi TEK PARÇA/TEK PART
Düşünsenize insan bedenine hapsedilmiş bir sinek... İnsanlık, iki eşzamanlı kırılma noktasıyla tarihin en sessiz ama en derin devrimini yaşıyor. Bir yanda Eon Systems, Drosophila melanogaster’in tam connectome’unu (125.000–140.000 nöron, yaklaşık 50 milyon sinaps) dijital bir sanal bedene (NeuroMechFly v2 + MuJoCo fizik motoru) yükledi. Sanal sinek, kimseye “yürü”, “temizlen” veya “ye” denmeden yürüdü, antenlerini temizledi, şeker kokusuna doğru ilerledi. Perception-action loop, tarihte ilk kez tamamen kapatıldı: duyusal girdi → nöral işlem → motor çıktı → yeni duyusal geri bildirim. Script yok, reinforcement learning yok, taklit yok. Sadece biyolojik bağlantı haritası ve kapalı döngü. Diğer yanda Cortical Labs’ın CL1 biyolojik bilgisayarı: 200.000 canlı insan nöronu (iPSC teknolojisiyle CEO Hon Weng Chong’un kendi kan örneğinden reprogrammed) bir multi-electrode array’e yerleştirildi. Bu nöronlar, sadece elektrik pulse’ları ve ödül-ceza feedback’i ile bir haftada DOOM oynamayı öğrendi: 3D labirenti gezindi, düşman tanıdı, ateş etti, sağlık ve cephane yönetimini adapte etti. Enerji tüketimi pikoJoule seviyesinde. Silikon GPU’ların megawatt’larına karşı, bir petri kabındaki yaşayan karbon tabanlı zeka. Medya başlıkları “Sinek yürüyor!”, “Beyin hücreleri Doom oynuyor!” diye güldü. Ama asıl mesele, senin de dediğin gibi, çok daha derin: Bilinç kopyalandı mı, yoksa yalnızca davranış kalıpları mı aktarıldı? Ruh ne oldu? Tanımlayamadığımız bir şeyi kopyalamaya başladık ve bunun sonuçlarını henüz ölçemiyoruz. Eon Systems’in çalışması, 2024 FlyWire konsorsiyumu (Princeton, HHMI Janelia, Google) tarafından tamamlanan tam connectome üzerine inşa edildi. Her nöronun 3D koordinatı, her sinapsın ağırlığı, her nörotransmitter tipi (glutamat, GABA vb.) haritalandı. Shiu et al.
Özlü sözler özden sözler
"Üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez. Sadece, bugünün gücünü tüketir..." A.J.Cronin