I.
Her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Sen her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin.
Yalnızsa
Sürekli bir sonbaharı
Süpürür hep.
Düşünemezsin.
II.
Yanar
Sobasında
Yalnızın
Üşüyen
Bakışları.
Lambasında
Karanlığa donuk
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük.
Penceresi
Dışına kapanmıştır,
Kapısı
İçine örtük.
III.
Yalnız
Bin yıl yasar
Kendini
Toprakta yetişen bir bitki gibiydim, gıdamı oradan buradan alıyor ve olduğum gibi kalıyordum. Beni bunu ya da şunu istemeye itenin ne olduğunu hiçbir zaman sorgulamamıştım. İtiliyordum ve sorgusuz sualsiz itici kuvvetin kendim olduğunu varsayıyordum. Ben'imin ne olma iddiasında bulunduğu, neyi istediği ya da neyi istemediği beni hiçbir zaman ilgilendirmemişti. Sokrates, bilinçli bir şekilde şunu öğretmişti:
Kendini bil! Ama kendimi nasıl bilebilirdim; hem bilecek hem de bilinecek olan bensem? Her zaman kendime baktım, eleştirel biçimde inceledim, değerlendirdim, deneyim biriktirdim ve ölüm yatağıma uzandığımda, güçsüz addettiğim hislerden kendimi korumuş olacağım. Etkin oldum, yıllar boyu insanların arasında hareket halindeydim, onlar gibi bir insandım, küçük bir varlık, bir mikroptum, sayıları milyonları bulan diğerleriyle bir arada, suyun içinde sürükleniyordum.