"Gençliğinde çılgının tekiydi; tabii aradan çok zaman geçti; ama Tanrı yasasında zamanaşımı diye bir şey yok ki. Evet, öyle olmalı; eski bir günahın hayaleti, gizlenmiş bir yüz karasının kötücül uru: bellekte yitip gittikten ve kendine duyduğu sevgi kabahati örtbas ettikten yıllar sonra ceza ağır aksak da olsa peşinden geliyor." Sonra birden, aklından geçenlerden ürkerek, bir süre kendi geçmişine daldı, eskiden işlemiş olduğu bir günah ansızın hortlayıvermesin diye belleğinin en ıssız köşelerini yokladı.
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Modern Klasikler Dizisi-62·Kitabı okudu
'Sözle anlatılmaz ya da akıl sır ermez bir nefret uyandıran insan.'
Bu gönderme, 17. yüzyılda Oxford Üniversitesi'nde okuyan Thomas Brown adlı öğrencinin, üniversitenin disiplin yanlısı dekanı Dr. John Fell'i taşlamak için yazdığı bir şiirden kaynaklanıyor. Thomas Brown, 1.yüzyılda yaşamış ünlü Latin ozanı Martialis'in dizelerini uyarlayarak çevirmişti:
"Sevmem seni Dr. Fell
Amam bilmem neden sevmem
Tek bildiğim
Sevmem seni Dr. Fell."
Eski Yunan'ın iki filozofu Damon ile Phintias'ın dostlukları dillere destandır. Söylenceye göre, Phintias tanrı Dionysios tarafından ölüme mahkûm edilince, Damon canı pahasına hapisteki arkadaşının yerini alır. Phintias geri dönmezse onun yerine Damon öldürülecektir. Neyse ki, iki arkadaş arasındaki bu bağlılıktan çok etkilenen Dionysios ikisinin de yaşamasına izin verir.
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Modern Klasikler Dizisi-62·Kitabı okudu