iris

iris
He loved books; books are cold but safe friends. Victor Hugo
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2018 19. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2018 00:32
"Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor." Sükse yapmış kitapları okumak, herkesin izlediği dizileri takip etmek vb kısacası herkesin yaptığı şeyleri yapmaktan ziyade daha çok sadece bana çekici gelen, benim ilginç bulduğum şeyleri yapmak daha kıymetli benim için. Bu yüzdendir "... filmi kesin izle! Oraya nasıl gitmezsin!? Muhakkak o ürünü denemelisin!...." gibi cümleler beni içerik her ne olursa olsun uzaklaştırıyor. Kendi keşfettiklerimle zafer kazanmak ya da keşke kulak verseydim ve daha önce deneseydim dediğim birçok durumla karşılaşmış olmam da bu kararımla birlikte gelen artılar ve eksilerden yalnızca bir tanesi belki. Ancak beni o içerik ya da eylemi yapmam için tetikleyici bir unsur olduğunda onlara fırsat veririm, bir şekilde dikkatimi çekmeyi başarmış demektir çünkü. Buradan yola çıkarsak Simyacı'yı okumayı erteleme nedenime ulaşabiliriz. gelgelelim neden okudum o hâlde? Söylediklerime göre merakımı uyandıran, en azından bir adet etken olmalı? İşte o faktör: kitabın arka kapağında yer alan son cümle, aynı zamanda bu incelememin giriş cümlesi yani. Eğer o cümleyle son anda karşılaşmamış olsaydım, büyük ihtimalle kitapçıdaki rafına çoktan yerleştirilmiş olurdu. Peki okuduktan sonra ne oldu? Keşke daha önce okusaydım diyerek 2.seçenekle hayal kırıklığına uğradım mı? Hayır. Cevabım tabiki 3.seçenek. Okuduğum için mutlu olup, iyiki okumuşum desem de aynı zamanda o zaman okumadığım için çok şey de kaybettiğimi düşünmüyorum. Kısacası nötrüm. Nedir bu kitapla gelen artılar? O kadar incelikle anlatılmış, huzurlu cümlelerle okurken pozitif bir ruh haliyle devam ediyorsunuz. Belki bir süre bunun etkisinde kalıp auranız daha optimistik hâle geliyor. Bunun yanı sıra size vermek istediği düşünceler bütünü sizi
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2018 12:43
(!spoiler içeriyor!) Suvankul ve Tolgonay'ın küçük bir Kırgız köyündeki tarlada Ay ışığı altında birbirine verdikleri sözle başlıyor roman. Tolgonay'ın bakış açısından ele alınmış olaylar. Verilen sözün ardından hayalleri birer birer gerçekleşmeye başlıyor: kendi tarlaları oluyor, sürüp ekiyorlar ardından kendi ürünlerini kaldırmalarıyla bir çiftçinin en büyük mutluluğunu tadıyorlar. Bu süreçte oğulları: Kasım, Maysalbek ve Caynak ile ikinci kez dilekleri gerçekleşiyor. Kasım, yetenekli, becerikli, küçük Tolgonay diyebileceğimiz Aliman ile evleniyor. Hayal kurma sırası onlara gelmişken, savaş başgösteriyor. Önce Kasım savaşa çağırılıyor ve Aliman bu gerçekle ilk yüzleşenler arasına katılıyor. Savaşın küçücük bir köydeki etkilerini okuyorsunuz ama aslında arka planda çok daha fazlası işleniyor. Bu süreçte Suvankul ailesindeki bireyler teker teker, tıpkı köydeki diğer ailelerdeki gibi savaşa uğurlanıyor. Geride kalanlara ise daha fazla azim, birlik ve beraberlik, dayanışma kalıyor. Savaş alıp götürüyor Suvankul'u ve küçük Suvankulları ama Tolgonay asla pes etmiyor, devam ediyor yoluna geliniyle. Tüm köydeki inanç da aynı şekilde ilerliyor, savaş bitecek ve güzel günler geri gelecek çünkü. Öyle de oluyor ancak savaş bitince herşey bir anda sona ermiyor. Savaşın etkileri uzun vadede devam ediyor.Tolgonay, eşini ve üç oğlunu Aliman ise Kasım'ı kaybetse dahi birbirlerine destek oluyorlar ama Aliman'ın genç yaşta yalnız kalmasına kıyamayan Tolgonay bir türlü hissettiklerini Aliman'la konuşamasa dahi Aliman, ailesine karşı bu konudaki görüşlerini açıklıyor çünkü hala içinde dönebileceklerine dair umut besliyor. Ancak günler, haftalar geçtikçe bu umudun sönmesiyle tanıştığı bir çoban tarafından geride bırakılıyor. Oğlu Canbolat'la birlikte. Canbolat dünyaya gözünü açtığında
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2018 17. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2018 03:41
Cemile, Aytmatov'la tanıştığım kitap. Kimi yerlerde yazarın ilk eserlerinden bir tanesi olduğu göze çarpıyor, bunu bir kenara bırakırsak bir çok şekilde değerlendirebiliriz eseri; 1.Sadık, kitapta askere gittiği dönemde eşi tarafından ihanete uğrayan, döndüğünde de bununla yüzleşmek zorunda kalan kişi olduğu için büyük ölçüde en büyük darbeyi alan kişi olarak düşünülebilir. 2.Cemile ve Danyar, birbirlerine sıkıca bağlı, masum bir aşkla her şeyi göze almış bir çift olarak yansıtılmış. 3. Seyit, Sadık'ın küçük kardeşi. Ona göre Cemile ve Danyar'ın birlikte olması, olmamasından daha acı verici ve onları destekleyen tek kişi. Ancak ne var ki bu durum kendisinin de Cemile'den hoşlandığını fark etmesiyle yön değiştiriyor. Her ne kadar hâlâ saygı duysa da içindeki özlemle yaşamına devam edip, o da ailesini geride bırakma kararı alıyor. 4.Hiç kuşkusuz büyük evin baybiçesi ise durumdan en çok etkilenen kişi. Oğlu eşi tarafından aldatılan, en çok güvendiği gelini tarafından ihanete uğrayan, Seyit'in de onu bırakmasıyla giderek yalnızlaşan bir anne. Aytmatov bazı kısımları detaylandırırken, bazı kısımları aceleye getirmiş olsa dahi konunun işlenişi, dili, anlatımının akıcılığıyla gerçekten kıymetli bir yazar olduğunun işaretlerini veriyor.
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2018 16. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2018 01:37
"...oyununu oyna, ama işini de unutma..." "...iyi olanı oğlum, kıskanırlar, çekemedikleri için yok ederler!" "...bir de kadınları saymazlar hiç! Şunu iyice akında tut; kadınlara, yani analara saygı göstermek gerek." "..onlar gibi olmadığım için sevmezler." Çocukken kendimi bir kovana benzetiyordum. Çeşit çeşit, basit ve silik insanlar, arılar gibi içime, insana ve hayata dair bilgi ve duygularının balını taşır, her biri elinden geldiği kadar cömertçe, ruhumu zenginleştirirdi. Çoğu kez bu bal kirli ve acı olurdu, ama yine de baldı! "Tanrı'nın eli sıkıdır. İnsana bahşettiği güzel anlar sınırlıdır." Yıllar geçtikçe, sefalet ve kıtlık içindeki Rus halkının, kederi kendilerine eğlence yaptıklarını, çocuklar gibi hep onunla meşgul olduklarını ve böylelikle mutsuz olmanın pek de sıkıntı vermediğini anladım. Sonu gelmeyen bayramsız günlerde, keder bayram, yangın ise eğlence oluyordu onlar için. "...yalnız kalacaksın. Kendi hayatını kendin kazanacaksın, anladın mı? İşte böyle. Kendine yetmeyi öğren, başkalarının seni kandırmasına izin verme. Sessiz, sakin yaşa, ama sırtın dik olsun! Herkesin sözüne kulak ver, ama işine geleni uygula." Ruhumda sevgi duygularının canlı canlı parıldayan ve titreşen gökkuşağı giderek soluyor, yerine, sık sık her şeye karşı parlayan mavi, zehirli öfke alevleri titreşiyordu. İçimde derin bir memnuniyrtsizlik hissediyor ve bu cansız, tekdüze anlamsızlıklar arasında hissettiğim yalnızlık duygusu kalbimde daha çok yer ediyordu. Vahşi Rus hayatının ağır çirkefliklerini hatırlarken, bazı anlarda kendi kendime, "Acaba bunlar anlatmaya değer mi?" Diye sorduğum oluyor. "Evet, değer" Çünkü bu iğrenç gerçekler hâlâ gebermemiştir ve canlılığını korumaktadır. Bunları insan hafızası ve ruhundan, aşağılık ve utanç dolu yaşamımızdan söküp atmak için köküne
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2018 15. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2018 00:13
Uçsuz bucaksız bir aydınlığın içerisini, ışık dolu dipsiz bir uçurumu izlemekle eşdeğer bir asalet ve mutluluktur Hugo okumak. Her bir tanesi özenle işlendiğinde sizi büyüsüyle şaşırtan, gözlerinizi kamaştıran sade kelimeler bütünüdür Hugo okumak. Yüreğinizi cennetle dolduran, korkunç düşünceleri ve telafisi mümkün olmayan yanlışlarınızı elinize veren, boşa uğraşsanız da görmezden gelemediğiniz, ruhunuzun içinde yuvarlandığı o kasvetli, ince yağmuruyla örümcek ağına dönüşmüş sisli havayı iliklerinize kadar hissetmektir Hugo okumak. Amacın ne? Benden ne istiyorsun diye sorup her birini detaylı incelemenizi, bilmeceyi hecelemenizi ve işte o acı gerçekliğe uzaktan bakmanızı ister o sizden. Aynı zamanda sizin dünyanıza uyum sağlayarak size ders vermeyi amaçlar o. Sadece sizi değil kitabı okuyan herkesi hedef alır. Derin düşüncelere dalasınız ki acı gerçekleri kuşbakışı da olsa tadabilesiniz diye uğraşır. Bu sayede derin rüyanızdan uyanacağınızı bilir çünkü
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma