ipek coşkun

ipek coşkun
@csknipek
“Yaşamak bir yaşam tarzı değildir!”
9.bölüm
“Freud insanların otoriteye, özellikle de yıkıcı otoriteye bağımlı olduklarına inanırdı. Genellikle en güçlü arzumuz, arzularımızı bizim yerimize kontrol edecek, onları durduracak bir figür bulmaktır. Bu yüzden hükmedilmek, otoriteye boyun eğmek isteriz derdi. Freud kalabalık insan gruplarini tehlikeli bulurdu. Hem yasaklayıcı, hem de izin verici birinin lider rolünü üstlenmesi ile birlikte kalabalıkların ölümcül tehlikeler yaratabileceğine inanırdı. Tam da o dönemde Freud’un düşüncelerine çok uyan, dünyaya tavizsiz bakan ve net bir programa sahip bir politikacı ortaya çıkmıştı. Hitler nelerden nefret ettiğini çok iyi biliyordu. Yahudilerden, Versailles Anlaşması’ndan, ve Marxistlerden… Ne istediğini de biliyordu: Alman halkının birleşmesi, güçlü bir ordu, devlete mutlak adanmışlık ve güçlü bir imparatorluk. Almanya’nın güçlenmesi için halkın büyük bir lider araması ve onda kendi iradesinin yüce ifadesini görmesi gerektiğini söylüyordu. Bu lider kendisiydi ve onu oraya getiren de ilahi bir güçtü. Hitler’in halkla ilişkisini neredeyse mistik bir ilişki olarak değerlendirebiliriz çünkü halk onda iradelerinin somutlaşmış halini görüyor, en büyük hayallerinin temsilcisi gözüyle bakıyordu ona. Halka göre Hitler her zaman doğrunun ne olduğunu biliyor ve bunu da mutlak bir özgüvenle söylüyordu.”
Sayfa 260 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
9.bölüm
“İnsanoğlunun sadist yönüyle hep ilgilenmiş olan Freud en uygar halkların bile şiddet, tecavüz ve yağma fantezileri kurduğuna inanıyordu. Freud’a göre hepimizin içinde birer suçlu yatar. Freud Hitler’le Nazileri hayatın gerçekleri olarak kabul eder ve olanlara pek şaşmaz, çünkü Hitler’in sergilediği türden bir otoritenin bir yazar, düşünür ve aynı zamanda bir terapist olarak böyle bir ortamda nelere yol açabileceğini o gayet iyi biliyordu.”
Sayfa 258 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı
8.bölüm
“Sosyal adalet kavramı onun için çok önemli. Hayata başlarken hakkı yenen, adaletsizliği erken öğrenen insanlarda bu inanç her zaman çok güçlüdür. Ancak bu tür kişilerin sesinin ne zaman, yani yaşamının hangi döneminde kesildiği kadar, kişiye uygulanan şiddetin dozu da burada çok önemli. Kişi doğduğu günden beri o kadar çok haksızlığa uğramıştır ki, buna isyan etmeyi bile bilmez ve kölelik ruhu giderek tüm içini kaplar. Böyle insanlar kendine saygı duymayı, kendini önemsemeyi hiç öğrenemeyenler arasından çıkar ve hep otoriteye boyun eğerler. İşte bu yüzden ezilen halklar Hitler gibi insanları destekler, adı demokrasi olan ama demokrasinin hiç uygulanmadığı ülkelerde de ısrarla onlara oy verirler.”
Sayfa 223 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı