Coşkunluğun asıl özelliği gücün artması ve doluluk duygusudur. Bu duygudan nesnelere de verilir, nesneler bizden onu almaya zorlanır, onlara tecavüz edilir, — bu sürece idealize etmek denir. Burada bir önyargıdan kurtaralım kendimizi: idealize etmek, genellikle sanıldığı gibi, küçük olanın, ikincil olanın çıkartılmasına ya da hesaba katılmamasına dayanmaz. Asıl belirleyici olan, ana özelliklerin olağanüstü vurgulanmasıdır, böylece ötekiler ortadan kaybolurlar.
Erkeklikten eser yok; tüm erkek tinlerine karşı küçük bir öfkeyle dolu. Dolaşıyor ortalıkta, hassas, meraklı, canı sıkılmış, kolaçan edercesine, — temelde bir kadın kişi, kadın-intikamı ve kadın-duyarlığı ile.
Tüm tindışılık,tüm sıradanlık, bir uyarıya direniş gösterememe yeteneksizliğıne dayanır — tepki vermek gerekiyordur, her itilime uyulur. Birçok durumda böyle bir zorunluluk zaten hastalıklılıktır, çöküştür, tükeniş belirtisidir — felsefedışı kabalığın "günah" adıyla tanımladığı hemen her şey, tepki vermeme fizyolojik yeteneksizliğinden ibarettir. — Görmeyi-öğrenmiş-olmanın yararlı bir uygulaması: öğrenen biri olarak kişi yavaş, kuşkucu, karşı koyucu olacaktır. Her türden yabancıya, yeninin yaklaşmasına ilkin düşmanca bir sessizlikle izin verecektir — elini ondan geri çekecektir. Tüm kapıları açık bırakmak, her küçük gerçek karşısında, itaatkârca yüzü-koyun-uzan-mak, her zaman sıçramaya hazır bir kendini başkalarının ve başka şeylerin yerine koymak, yerine çökmek, kısacası ünlü modern "nesnellik" kötü beğenidir, par excellen-cell bayağılıktır.
— Kendisi de kavradı mı bunu, kendini kandıranların bu en akıllısı? Sonunda söyledi mi bunu kendine, ölüme karşı sergilediği cesaretin bilgeliğiyle?... Sokrates istiyordu ölmeyi: — Atina değil, o verdi kendi kendisine zehir çanağını... "Sokrates bir hekim değil, dedi usulca kendi kendine: yalnızca ölümdür burada hekim... Sokrates yalnızca, uzun süredir hastaydı..