Öldürmeyi, öldürtmeyi düşünemezdi. Çünkü düşünmezdi. Çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti. Bilmiyordu başkaldırabileceğini; baskıyı, zorbalığı yaşamın doğal bir ögesi bellemişti. Bu baskıyı erkeklerin kurması, her bakımdan kurması da doğaldı onun için.
...çiçek demek, kökü sağlam bir yaşam demek. Çiçek demek en az değişen gerçek demek. En bakımsız çiçek bile açar. En kurumuş, lmüş sandığın çiçeği bile birazcık çabayla canlandırabilirsin. Eski haline getirebilirsin. Kökü toprak olduktan sonra her çiçeğin yaşatılma, kurtarılma olasılığı vardır.
Gözleri bi tuhaftı sonra... belki hepsinin gözleri bi tuhaftır... O güne değin hiçbirinin gözüne bakmamıştım. O anda erkekliğimden, hayır hayır insanlığımdan utandım.
Elimi ayan beyan kana bulamadım. Yuttum. Yuttum. Öfkemi değil. Bugün bile hala yerinde öfkem. Öldürme arzusunu yuttum... ne yapacağını bilenlerin sabırlı kızgınlığı var içimde.