Kitabın başında takip etmelte biraz zorlandım. Geçmişi ve şimdiyi farklı karakterlerin gözünden okumakbiraz kafa karıştırıcı ama bir yerde oturuyor. Yazar Hamnet kitabındaki gibi karakterle kendimizi öyle bir bütünleştiriyor ki sanki kendiniz yaşamışçasına burnunuz sızlayabiliyor bazı satırlarda. Esme'nin yaşamının 60 küsur yılının acımasızca elinden alınması yetmemiş gibi bir kadının yaşayabileceği en büyük acılardan biri yaşatılmış ona. Hem de belki de hayatta en güvendiği insan tarafından. Bunun yanı sıra kaderin acımasızlığı: Bir yandan hep yuva kurmak, evlenmek isteyen çeyiz düzen bir genç kız, diğer yanda erkeklere dönüp bakmayan aklı bir karış havada kız kardeşi. Böyle olmaz zorunda mıydı dedirtiyor. Kitabı çok beğendim. Özellikle 162. sayfada Kitty ve doktorun konuşmasında hiç beklemdiğim ters köşe iyle birlikte kitabı elimden bırakamadım... keşke Alex ve Iris'i biraz daha okuyabilseydik.
Ülke sanki kanser olmuş gibiydi ve her sabah yeni bir hücresini daha kaybediyordu. O kaybettikçe ben yenilmiş hissediyordum. Ölümünü izlemek değil kurtarmak için ne bileyim bir kemoterapi falan bir şey yapmamız gerektiğini düşünüyordum. Ama karşında devlet vardı. Durumu sistemli olarak bu hale getiren, kulakları hiç duymayan, sadece koskocaman bir ağızdan ibaret olan bir devlet. Mütemadiyen çiğniyor, yutuyor ve n'apıyorsun demeye kalmadan suratıma doğru geğiriyordu sanki.