Bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan ve ak giysiler giyerek "Ölürsem kefenim bu olsun" diyen Sultan Alp Arslan, Cuma sabahı, ordugâhtaki bütün kumandanları toplayarak onların önünde, Tanrı'ya şöyle bir yakarıda bulundu: "Ey Tanrım! sana müvekkil oldum ve bu cihatta sana yaklaştım; şu an senin huzurunda secdeye kapanıyor ve yalvarıyorum. Bu sözlerim, benim gerçek duygularımı yansıtmıyorsa beni, beraberimdeki yardımcılarımı kahr et! Eğer içtenliğimi kabul edersen bu cihatta düşmanlara karşı bana yardımcı ol ve muzeffer bir Sultan kıl!"
Sayfa 84
1000Kitap
22 SALADDIN 1171-1188 Salahaddin Kudüs’ü geri alır
Yaklaşık yirmi bin kişiden oluşan Haçlı Koalisyonu Kuduüs Krallığı’nın kuzeyindeki iaşesi ve su kuyuları yeterli bulunan Sephoria Kenti’nde toplandı; buradan Selahaddin’in Kudüs Yolu’nu kesebilirlerdi. Gelgelelim, yaklaşık otuz bin kişilik bir ordunun başında bulunan Salahaddin, doğrudan onların karşısına çıkacağına yandan dolandı ve Raimond’un karısını, geri kalan savunmalarla birlikte iç kalede kıstırarak Tiberias Kenti’ni yakıp yıktı. İbn el- Aşir, “Tiberias’ı kuşatmasının nedeni, Frenklerin komutanlarını terk etmelerini sağlamaktı” der; Sephoria ve Tiberias arasındaki arazi çıplak korumasız ve kuruydu. Bir süre tartıştıktan sonra, Haçlılar çölü aşıp Tiberas’ı kurtarmaya karar verdiler. Temmuz başlarının güneşi, ilerleyen Haçlı ordusunu kavuruyordu. Yollarına çıkan tel sarnıç, Selahaddin’in adamlarının savunması altındaydı. Hattin’in Boynuzları olarak bilinen sönmüş volkan zirvelerinin dibindeki ovada Selahaddin’in karşısına çıktıklarında, askerlere ve hayvanlar sıcaktan ve susuzluktan felç olmuş gibiydi. 4 Temmuz sabahı gerçekleşen Hattin Muharebesi bir bozgun oldu. Muharebenin Fransızca anlatısına göre, altı saat içinde Haçlılar kılıçtan geçirildi. Raimond kaçtı, ama Renaud de Chatillon ve Kral Guy ile hem de Hospitalier tarikatlarının komutanları esir alındı. Kral Guy ve Renaud de Chatillon’un çadırına getirilmesini emreden Selahaddin, (İbn el- Aşir’in ifadesiyle, “suzuluktan neredeyse ölecek olan”) krala soğuk bir içecek ikram etti. Müslüman misafirperverlik kuralı, ev sahibinin, suyundan içen ya da yiyeceğini yiyen birini öldürmemesini gerektiriyordu. Selahaddin dedi ki, “Bu lanetli adam benim iznimle su içip güvence altına giremez.” Ayağa kalkıp kendi kılıcıyla Renaud’un başını kesti. Sonra Selahaddin yakalanan Templier ve Hospitalier ve mensuplarının idam
Sayfa 187 - Alfa Yay. İst. May. 2022, 3.b. Rönesans Dünyası, Susan Wise Bauer, dipnotlar : İbn al – Athir, kısım 2, s.321,Peter E. Edbury, çev., The Conquest of Jerusalem and the Third Crusade (1998), s. 158-159,İbn al- Athir, kısım 2, s. 323-324.,A.g.e., s. 324-325,·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Alavere
Yine o günlerden biriydi Oturmuş iki sevgili Boşa kürek çekiyorduk acelemiz var gibi Alaca karanlık, verece nihilist bir önyargı Ve galiba ufak bir dozda kara sevda çıkmıştı ceplerimizden Hayat diyorduk Ne kadar alıngan oluyor Biraz mizah ve başkaldırı yakalarsa düşlerimizde O günlerden biriydi Makyavel bir aşkın akşamüstü çarpıklığında Çarşaflarımız kızarmış ekmek ve tütün kokuyordu Biz hızla yol alıyorduk durmadan Yol bizi katiyen almıyordu O günlerden biriydi Cuma Saat On Dört Aylardan Nisan Gittin sen ve ben anladım ki Vardığı yerde değil, durduğu yerde yaşlanıyor insan Insaf Hele ki senin elindeyse; Yaramaz bir çocuğun, Oynarken bozduğu alete dönüyor yaşanmışlıklarım...
Sayfa 75
Şiir
Peygamber Efendimiz Mekke'den Medine'ye hicret ederken ilk Cuma namazını Ranûna'da kıldırı. Orada ashabına şu tavsiyede bulundu: "Yarım hurmayla bile olsa cehennem ateşinden korunun." Müminin niyeti salih olduğunda imkânı olmadığı için az bir şey bile infak etmiş olsa o niyet, onun küçücük infakını dağ gibi bir sevaba dönüştürür.
Devletin bütün toprakları içinde belki tek temel olan, fakat bu devleti idare edenlerin hiç bilmedikleri, hiç benimsemedileri bir yer varsa, o da Anadolu’ydu.Hatta benim büyüdüğüm sınır şehrinde bile Anadolu’yu, yalnız Anadolu’nun gönderdiği askerlerden tanırlardı.Bu askerler şehir sokaklarının alışamadıkları kalabalığına karışmaktan korkarak, mahcup, ürkek, cuma günleri büyük camilerin avlularına dolarlardı.Ortalığı yaygaraya boğan kebapçıların, börekçilerin sesleri arasından: -Dördüncü Ordudan vâmı(var mı ), Sivaslı vâmı?Ankaralı vâmı? diye bağıra bağıra hemşeri ararlardı.Biz çocuklar onların etrafını alır eğlenirdik.Gülüşürdük.Rumeli’de, Anadolu deyince akla, daima bu ürkek askerlerle, kıtlık, fakirlik, eşkiyalık gelirdi.
Muharrem Ayının Onuncu (Aşura) Gününün Fazileti
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi: “Cahiliyede Kureyş, Âşure günü oruç tutardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de Âşure orucunu tutardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde de Âşure orucunu tuttu ve ashabına da Âşure orucunun tutulmasını emretti. Ramazan orucu farz kılınınca, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âşure günü oruç tutmayı terk etti. Bundan sonra dileyen Âşure orucunu tuttu, dileyen de tutmadı.” Sahih Buhari 1859; Sahih Muslim 1125/113, İmam Malik, el-Muvatta 1/299; İmam Ebu Davud, es-Sunen 2442; İmam Tirmizi, es-Sunen 753; Ahmed bin Hanbel, Müsned 6/162 Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde oradaki Yahudileri oruçlu olarak buldu ve onlara şöyle sordu: −“Bu ne orucu!?” Yahudiler: −Bu salih bir gündür. Allah-u Teâlâ İsrâiloğullarını düşmanlarından bu gün kurtardı. Bu sebeple Musa (Aleyhisselam) bu gün oruç tutmuştur, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: −“Biz Musa’ya sizden daha yakınız!” Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün oruç tuttu ve insanlara da oruç tutmalarını emretti! İbni Mace’de ki hadiste ise Yahudiler şöyle demişlerdir: “Bu gün, Allah-u Teâlâ’nın Musa (Aleyhisselam)’ı kurtardığı ve Firavun’u denizde boğduğu gündür. Musa (Aleyhisselam)’da bu gün, şükür olarak oruç tutmuştur.” Ebu Davud’da ki hadis ise Yahudiler şöyle demişlerdir: “Bu gün, Allah-u Teâlâ’nın Musa (Aleyhisselam)’ı Firavun’a üstün kıldığı gündür.” Sahih Buhari 1860; İbni Mace 1734; İmam Ebu Davud 2444, İmam Darimi, es-Sunen 1766 Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Reklam
Reklam