Kendi kendime dedim ki: İnsan bir sağ eli olduğunu bilmezden gelebiliyorsa, karşısındaki insanı görmezden gelmek ne olabilir? İnsanın olumsuz bir kalbi, içi boş bir ruhu olabilir mi?
Arzulamaktan vazgeçmeyiz, hatta bu bizi yüceltse geren ve öldürse bile. Arzu! Bizi taşıyan ve çarmıha odur. Bizi önceki gün kaybettiğimiz ama güneş doğduğunda yeniden bir fetih alanı gibi gördüğümüz muharebe alanına her gün yeniden taşır. Yarın ölecekken, un ufak olmaya mahkûm imparatorluklar inşa ettirir bize. Sanki bu imparatorlukların pek yakında çökeceklerini biliyor olmamız, onları şimdi inşa etme açlığımız için önem taşımazmış gibi, sahip olamayacağımız şeyi istemenin imkânını bize esinler. Bizi sabahın köründe cesetlerle kaplı çayırların üzerine fırlatır ve gerçekleşir gerçekleşmez yeniden doğan projelerimiz olur ölene dek.