Aristo mutluluk ve mutluluk hissiyatını birbirinden ayırır. Onun kastettiği mutluluk yaşam boyunca elde edilen başarılardır. Ressam olmaya karar veren bir kişinin hayatı boyunca üstün bir ressama dönüşebilmek adına çabalaması gerektiğini, bu şekilde büyük bir ressam olan kişinin mutlu bir yaşam süreceğini savunuyor.Eskiden bu fikir hoşuma gitmişti. Duygu dediğimiz şey değişime uğrar, dolayısıyla aynı durum için bugün mutlu olurken ertesi gün mutsuz olabiliriz. Mesela bugün ayva çayı içerken ne kadar mutlu hissedersek hissedelim, yarın yine ayca çayı içerken hiçbir keyif alamayabiliriz. Bu tür bir mutluluk cezp edici değildi. Bu yüzden, mutluluğumuzu yaşamımızdaki başarılar kararlaştırıyorsa, bu fikri hayata geçirmenin denemeye değer olabileceğini düşünmüştüm. Çabalamak konusunda kendime güveniyordum, o zamanlar bile.
Ellerimiz hareket halinde olursa kafamızın içindeki düşüncelerden uzaklaşabileceğimizi duymuştum. Deneyince anladım, düşünceler sadece ellerimi hareket ettirdiğimden yok olmuyordu, ellerimi hareket ettirirken bir şeye odaklandığım için zihnim yatışıyordu. Birkaç saat örgü örmeye yoğunlaştıktan sonra gerçekliğe dönünce bir sonuç alabilmek ve tazelenmiş hissedebilmek hoşuma gidiyordu. En azından örgü örerken sinirlenmiyordum.
Çünkü aynı mücadeleyi veren başka insanlar olduğu gerçeğiyle bile güç bulabiliriz. Bu zorlukları tek ben yaşıyorum zannederken aslında onların da savaş verdiğini fark edebiliriz. Acımız varlığını korusa da, ağırlığının bir şekilde, biraz olsun hafiflediğini hissedebiliriz. Yaşamı boyunca kuyuya hiç düşmemiş bir insan var mıdır diye düşündüğümüzde, bunun mümkün olmadığını fark edebiliriz?