Ona göre modern turistler, aceleyle geziyor ve gercekte hiçbir sey görmüyorlardı. Özellikle trenle bir haftada Avrupa'yi dolasıp "Avrupa gördüm," diye böbürlenen turistlere cok kızıyordu (bu bir haftalık seyahat ilk kez 1862 ylınde Thomas Cook tarafından hizmete sunulmuştu). "Saatte yüz kilometre katederek yer değistirmek gücümüzü, mutluluğumuzu ve bilgimizi bir nebze bile artırmayacaktır. İnsanlarin dünya üzerinde görülmesi gereken her şeyi görmeleri mümkün değildir. Daha fazla sey görebilmek için yavas yürümeleri gerekir, hızlı yürümek onlara hicbir sey kazandırmaz. Asıl değerli olan düsüncedir bakıştır, hiz değil Hızla yol almak merminin hedefe ulasmasını kolaylaştırmaz; gerçek bir insan olmak isteyenler, yavas gitmekten zarar gelmeyeceğini bilmelidir çünkü insanın zaferi gitmekte değil var olmaktadır."'
Selfieler, bos biçimler içindeki kendiliktir. Selfie-bağımlılığı bosluk hissini keskinlestirir. Buna öz-sev- gi değil, narsisist öz-referans yol açar. Selfieler, boşalmış. güvensizleşmiş bir benliğin güzel, pürüzsüz yüzeyleridir Bugün insanlar, eziyet veren boşluktan kurtulmak için ya jilete ya da akllı telefona uzanırlar. Selfie'ler, bos kendiliği kısa süreliğine gizleyen pürüzsüz yüzeylerdir. Ancak ters çevrildiğinde, kanayan yaralı sırtlarla karşılaşılır. Yaralar selfie'lerin arka yüzleridir.
Goethe'nin renk teorisine göre mavi, sarının tersine içinde karanlık bir sey barındırır. Mavi, gözde "tuhaf ve neredeyse tarifsiz bir etki" bırakır Mavi. "en yüksek duruluğuyla adeta cekici bir hicliktir". Harikulade bir ifade: cekici hiçlik. Mavinin "görünüşünde cazibe ve sükûnetin karsılığı vardir". Mavi her seyden ote uzakların rengidir. Romantizmin bu rengini bu yüzden severim. insanın icinde bi özlem uyandırır.