cisem

Başkasının Tanrısından bana neydi? Başkalarının seçtiği, kabullendiği hayattan, yazgıdan bana neydi? Değil mi ki, bir tek yazgı, beni ve benimle birlikte, onun gibi bana "Kardeşim," diyen bir sürü ayrıcalıklıyı seçecekti! Anlıyor muydu acaba, anlıyor muydu ki herkes ayrıcalıklıydı. Zaten yalnız ayrıcalıklar vardı. Ötekileri de bir gün mahkûm edeceklerdi. Kendisi de yargıyı yiyecekti. Adam öldürmekle suçlandırılıp anasının cenazesinde ağlamadı diye idam edilseydi ne önemi olurdu bunun.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Zenginlik, aziz dostum, henüz aklanma yerine geçmese de elde etmekte daima fayda olan bir ertelemedir."
Sayfa 60 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
onlar için.
İşte ben-ben-ben'in günü gününe sürekliliği dışında, başka bir süreklilik olmaksızın yaşıyordum. Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sapasağlam yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcüklerin arasında, asla gerçeğin içinde değil. Tamamen okunmamış kitaplar, tamamen sevilmemiş dostlar, tamamen gezilmemiş kentler, tamamen elde edilmemiş kadınlar! Sıkıntıdan ya da dalgınlıkla birtakım hareketler yapıyordum. İnsanlar peşime düşüyor, bana takılmak istiyorlardi ama ortada hiçbir şey yoktu, üzücü olan da buydu. Onlar için. Ben nasılsa unutuyordum. Kendimden başka kimseyi anımsamıyordum asla.
Sayfa 39 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
" İnsanın hükmetmekten ya da hizmet görmekten vazgeçemeyeceğini biliyorum. Her insanın temiz hava gibi, kölelere de gereksinimi vardır. Buyurmak soluk almaktır, bu kanıdasınız değil mi? En nasipsizler bile soluk almayı başarır. Toplumun en alt tabakasına mensup birinin bile eşi ya da çocuğu vardır. Bekârsa köpeği vardır. Kısacası önemli olan, yanıt verme hakkı tanınmayan birine kızabilmektir. "Babaya yanıt verilmez," sözünü bilir siniz, değil mi? Bir anlamda tuhaftır bu. Sevilen kişiye değil de kime yanıt verilir bu dünyada? Bir bakıma da ikna edicidir. Birinin son sözü söylemesi gerekir. Yoksa her nedene karşı bir başka neden ileri sürülebilir: O zaman sonu gelmez bu işin. Güç ise, tersine, her şeyi kesip atar. Epey zaman harcadık bunu anlamak için ama sonunda anladık. Örneğin, dikkatinizi çekmiştir, bizim ihtiyar Avrupa'mız artık doğru yolda felsefe yapıyor. O naif zamanlardaki gibi, "Ben böyle düşünüyorum. Sizin itirazlarınız nelerdir?" demiyoruz artık. Aklımız başımıza geldi. Diyalog yerine bildiriyi koyduk. "Doğru olan budur!" diyoruz. "Tartışabilirsiniz dilerseniz, bu bizi ilgilendirmez. Ama birkaç yıl içinde polisler gelip haklı olduğumuzu size gösterecektir.""
Sayfa 35 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Belki de yaşamı yeterince sevmiyor olabilir miyiz? Bizi yalnızca ölümün duygulandırdığına dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolduğu için konuşamaz olan hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman kendiliğinden gelir, belki de yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömert olduğumuzu biliyor musunuz? Nedeni basit! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur da ondan. Özgür bırakır bizi onlar, böylece zamanımızı rahatça kullanabilir, saygıyı boş zamanlarımızda bir kokteyl ve sevimli bir sevgili arasına sıkıştırabiliriz. İllaki bir sorumluluk yükleyeceklerse, belleğe yüklerler, bizimse belleğimiz zayıftır. Hayır, dostlarımızda sevdiğimiz şey ölümün tazeliği, acısı, heyecanımız, eninde sonunda kendimizdir!
Sayfa 28 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat