“Hedonik adaptasyon” mekanizması olarak adlandırılan bir psikolojik süreçten söz edelim. İnsan, bir şeye alışınca, ondan daha az keyif almaya başlıyor ve o şey daha az mutluluk veriyor.
Kişi, mutlu kalabilmek için hep dış dünyadan onay almak, hep başarılı olmak ya da hep kazanan olmak zorundadır. Başarıyla mutlu olan biri, daima başarılı olmak zorundadır.
Mevkiyle kabul gören biri, koltuğunu bırakmaktan korkar.
Övgüyle beslenen biri, sessizlikte var olamaz. Ve tüm bunlar beraberinde sürekli bir kaygıyı getirir.
Bu da öyle günlük, sıradan bir kaygı değil, Søren Kierkegaard gibi varoluşçu filozofların veya Rollo May gibi varoluşçu psikologların sözünü ettiği “varoluşçu” bir kaygıdır.