Köylerden, kasabalardan ve bunların civarından yüzbinlerce, milyonlarca insan yeni kurulan şehirlere akın etti. Dev topluluklar meydana geldi. Hayatın insanlara tahmil ettiği yük ağırlaştı. Mesken, barınacak yer, elbise ve hayati ihtiyaç maddelerinin fiyatı bir kaç misline çıktı.
Huzurun olmadığı evler taş duvarlardan ibarettir. Bi'zaman sonra bekarlık günlerini anımsatan, hatta bekarlık dönemlerine tekrarlayan bir döngüye girer. Aile olma hüviyeti kaybolur, alışkanlıklardan meydana gelen bir sözde evlilik ortaya çıkar.
Muhabbetin, aşkın, sevginin, aynı hedef uğrunda mücadele ruhunun olmadığı evliliklerden hasıl olan evler; soğuk, kuru, soyut maddeden ibarettir. O ev, taşlar ve demirler arasında kurulmuş, ilkbaharın uğramadığı, ekin yerine sel gören bir evdir. Onlar rengarenk şekilleri, ağaçların, yaprakların renklerini değil, yorgunlukları ve hüzünlü hatıraları görürler.