Cezerioğlu

Cezerioğlu
@czroglu_
TEK GAYEMİZ ÜSTÜN İNSAN SEVİYESİNE YÜKSELMEKTİR.
1/10
·116 syf.··
2023 2. kitabı
Muazzez Hanım kitabında, “Sümerlerde Tanrılar ol der, o şey oluverir,” diyor. (sayfa 17) Bir şeyin ol deyince oluvermesi zaten Allah'ın’ın özelliğidir… Bu Adem(a.s.)'dan itibaren değişmemiştir. Sümerlerde bu görüşün tek Tanrı'dan birçok Tanrı'ya yayılmış olması, onların Arabistan’da yaşanan Cahiliye Dönemi gibi bir süreci yaşadıklarını gösterir. İslamiyet öncesi Cahiliye Dönemini incelediğinizde; oruç, kurban, tavaf gibi ibadetlerin hepsinin yapıldığını, ancak Allah adına yapılması gereken bu ibadetlerin putlar adına ve başkalaşmış bir şekilde yapıldığını görüyoruz. Tıpkı Muazzez Hanımın kitabındaki, (sayfa 18, alt metin 14) Sümerler örneğinde olduğu gibi, “Sümer dininde ay kültürünün önemli bir yeri vardır. Ayın ilk göründüğü gün, 15 günlük olduğu gün ve görünmediği günlerde tören yapılırdı. Hatta bazı yiyecekler yenilmezdi." Demek ki oruç ibadetini başkalaştırmışlar. Sümerlerde çıkan bu bulgular, Sümerlere de bir Peygamberin geldiğini (ki bu Peygamberin Nuh (a.s.) olduğu ve adının Ziusudra olduğu, [Ziusudra Sümer mitolojisinde Tufandan kurtulan kişidir. Üç büyük dine göre Ziusudra’nın karşılığı Nuh Peygamberdir-tr.wikipedia.org/wiki/Ziusudra] söylenmektedir)ve onların Peygamberden etkilenmesine rağmen zamanla İbrahim(a.s.)'ın Dini'ni başkalaştıran Cahiliye Dönemindeki putperestler gibi sapıttıklarını gösterir. Ayrıca “Erken dönemlerde Sümerlerin ana tanrısı An’dır. (tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmerler) Demek ki Sümerler ilk başta tek Tanrılıydı. Sümerce ve Akadca yani çift dille yazılan SAG.BA tableti de Tek Tanrı'dan bahseder. Bu da Sümerlerde Cahiliye Dönemi Arapları gibi (İbrahim[a.s.]'dan sonra) Tek Tanrı'dan, çok Tanrıcılığa geçisin yaşandığının ispatıdır.
Din
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·222 syf.··
2022 27. kitabı
Kur'an-ı Kerim'in hangi şartlar dahilinde ortaya çıktığı ve meydana getirdiği pirüpak bir neslin ellerinde bayraklaşarak yaşam sahnesine çıkan, büyüyen ve genişleyip dünya sathını saran bir sistematiğin ana kaynağı olduğunu salihâne şekilde dile getiren bir kitap. Kur'an'ın nazil olduğu dönemde Arap Coğrafyası; Roma, Yunan ve İran Medeniyetlerinin etkisi altındaydı. Kuzeyden ve güneyden temasların yoğun yaşandığı ticari faaliyetler bu etkinin ana sebeplerinden birini oluşturuyordu. Medeniyetten yoksun bir toplumu herhangi bir şeye inandırmak daha kolaydır fakat devrin bilgi birikimine sahip olan bu coğrafya, İslam dininin getirdiği yenilikleri kibirli bir reddedişle inkar etmiş ve çok sert bir baskılama, yok etme yolunu tutmuştu. Bu olumsuzluklara rağmen Peygamber'in (SAV) şahsında can bulan, pratik yaşama tatbik edilerek somutlaşan Kur'an'î yaşam, hakkı batıla galebe çalmıştı. Metodunu direkt Kur'an'dan alan Peygamber'in (SAV) safiyane bir hakikat irşadıyla zorlukların kolaylaştığı ilk devir Müslümanlarından sonra yeni gelen nesiller, aynı sistematiği tatbik etmedi. Bu sebeple İslam aynı hızla yayılış göstermemeye başladı. Farklı inanç sistemlerinin önermelerini kelam, tefsir gibi ilimlere karıştırarak Peygamber metodunun terki, günümüze gelinceye kadar artarak sürdü. Şu anda var olan cahiliye dönemi, bunun en kötü sonucudur. Yine de karamsar olmak, ümitvâr olmamak biz Müslümanlara Kur’an tarafından yasaklanmıştır. Birçok ayette Yaradan; Hakkın batıl karşısında her ne şartta olursa olsun galip geleceği müjdelemiş, sebat ederek çalışmayı öğütlemiştir. İşte mücadelenin emredildiği bu durumda biz iman edenlere en güzel örnekler; İslam’ın akıp gelen bir derya misali önüne çıkan tüm engelleri, cahiliye zorbalıklarını yıkıp geçtiği ilk dönemdeki sistematiktir. Bu
1000k
Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub · Pınar Yayınları · 20195,8bin okunma
KİTAP KİŞİLERİ ASLINDA NEYİ SİMGELİYOR
10/10
·222 syf.··
2019 2. kitabı
Bu kitabı ve karakterlerini, günümüzdeki tüketim malzemesi olmaktan öteye gidemeyen Türk dizileriyle ve bu dizilerdeki karakterlerle özdeşleştirerek okuyanlar var. Aslında bu eser tam bir "manifesto" niteliği taşıyor. Öyle ki, sözüm ona bir dava adamı olduğunu iddia edip, Sabahattin Ali'ye yazdığı mektuplarda kendini nasyonalist, şovenist ve ırkçı olarak tanımlayan "mahlukâtlar" bile, kitaptaki mesajları ve Sabahattin Ali'nin amacını anlamış, itibarsızlaştırmaya çalışarak dalga geçmişlerdir. Kitabı okuyanların %80'i Sabahattin Ali gibi bir aydının ve tüm insanlığın geleceğine dair fikirler sunan bir "İNSANIN" vermeye çalıştığı mesajlardan habersiz biçimde bu kitabı okuyor olmaları çok büyük bir talihsizlik. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı, kitap karakterlerini kendi çapımda ve kısaca çözümlemeye çalıştım. İyi okumalar!.. *** Yusuf: Kimsesiz bir "halk" çocuğu. Ezilen proletaryayı/köylü insanını temsil diyor. Aynı zamanda kitap, bu karakterle isyan kavramını, zulmün-ezilmenin doğal bir sonucu biçiminde vererek tarihte ezilen halkların çıkardığı isyanlara dair bir gönderme barındırıyor. *** Muazzez: İyiliğin ve bozulmamış güzelliğin timsali. Kapitalist sistem; halkın tüm emeğini ve kaynaklarını sömürmesi gibi, namusunu da sömürür. Bu mevzu, burjuvazinin timsali olan Şakiri'n, Muazzez'i en iğrenç amaçları için kullanmasıyla somutlaştırılıyor. *** Kaymakam Selahattin Bey: Sistem içerisinde; kimi devlet yöneticileri ve memurlar, ruhundaki asaletten ve kalbindeki merhametten asla vazgeçmez. Selahattin Bey karakteri, böyle kişilerin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. *** Şahinde Hanım:
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025211bin okunma