Cezerioğlu

Cezerioğlu
@czroglu_
TEK GAYEMİZ ÜSTÜN İNSAN SEVİYESİNE YÜKSELMEKTİR.
DERİNLEMESİNE İNCELEME 1
"Nedenler ne olursa olsun, vakıa şudur ki bu modern uygarlık, başlangıçta Avrupa'nın Endülüs'ten ve Müslüman doğudan aldığı bilimsel ve deneysel metotlar üzerine kurulmuştur. Bu bilimsel metotlar ise yeryüzünün güçlerinden yararlanabilmek ve kanunlarını anlayabilmek için Kur'an'ın direktiflerinden ve insan ruhundan alınmıştır." (Çağdaş Uygarlığın Sorunları ve İslam) Vahiy Işığında Medeniyetin Seyri – 1. Bölüm Kadim Bilgelikten Semavî Vahye: Bilginin İlk İzleri İnsanlık tarihi bir yürüyüşler tarihidir. Sadece topraklar üzerinde değil; akıl, kalp ve ruh derinliklerinde süregelen bir yürüyüştür bu. Ve her adımda, hakikate dair bir iz, bir kıvılcım, bir arayış bırakılmıştır ardımızda. Kimileri bu izleri yıldızlarda, kimileri taşlarda, kimileri ise vahyin ışığında bulmuştur. Bilgi, bu yürüyüşün hem yolculuğu hem de yoludur. Kadim medeniyetler — Mezopotamya, Mısır, Çin, Hindistan — bugünkü anlamda birer bilim merkezi olmaktan çok, gökyüzüne yönelmiş ruhların iz düşümüdür. Sümerli rahiplerin zigguratlardan yıldızlara uzattığı bakış, yalnızca bir tarım takvimi oluşturmak için değil, kozmik düzenin sırlarını çözmek içindi. Mısırlı mühendisler yalnızca piramitler inşa etmedi; o yapılarla birlikte ölümsüzlüğe dair soruların taşlara oyulmuş duaları yükseldi göğe. Hind düşüncesinde ise zaman, dairesel bir ırmak gibi akar; sonsuzluk fikri, her varlığın içindeki “bir”e ulaşmaya çalışır. Bu medeniyetler, insanlığın “fıtrat bilgisi” diyebileceğimiz ilksel bir hikmeti taşıyorlardı. Kur’an’da geçen “Biz her topluma bir uyarıcı gönderdik” (Fâtır, 24) ayetiyle anladığımız üzere, vahiy bu kadim toplumlara da ulaşmış, fakat zamanla bozulmuş, sembollere ve efsanelere bulanmıştır. Vahiy, her çağda insan aklına ve kalbine bir aydınlık getirmiştir. Ancak bu ışık, kimi zaman gölgelerle perdelenmiş, kimi zaman
Alıntı
Reklam
Avrupa İslam'ın ona kaybettirdiği şeylerin hafızasıyla, her ne şekilde olursa olsun İslam'ın bir realite olarak ortaya çıkmasını ve bir toplum kurmasını istemezler, hatta onun gölgesinden bile korkarlar.
Alıntı
Darul Harpte fetva bekleyenler ister iyi niyetli olsunlar ister kötü niyetli olsunlar aslında alaycı kimselerdir.
Alıntı