O zamanlar agacların ya da kusların isimlerini bilmiyor duk Luzumu yoktu. Az sozcukle yasıyorduk ve butun soru lara aynı cevabı verebiliyorduk: Bilmiyorum. Bunun cahillik oldugunu dusunmuyorduk. Buna durustluk diyorduk. Daha sonra ufak ufak aynntılan ogrendik. Agacların, kusların, ne hirlerin isimlerini. Ve herhangi bir cumlenin sessizlikten daha iyi olduguna karar verdik
O zaman roman anne babaların romanı, diye dusundum, simdi de oyle dusunuyorum. Buna inanarak, romanın anne babaların olduguna inanarak buyüduk. Onlara lanet okuya rak ama aynı zamanda o alacakaranlıga sıgınıp teselli bularak. Buyukler oldurürken ya da olurken biz bir kosede resim ya pıyorduk. Ulke paramparca olurken biz konusmayı, yurume yi, peceteleri katiayarak kayık ve ucak yapmayı ogreniyorduk. Roman orulurken biz yok olmak icin saklambac oynuyorduk.