Dürüst bir araştırmacı her zaman başarılı olamayacağım kabul etmelidir, bunu hep akılda tutmamak da dürüst bir şey olmaz. Bir bilimadamı da önünde sonunda insandır ve başkaları gibi onun için de açıklanamayan şeylerden nefret etmek çok doğaldır. Bugünkü bilgimizin, bilebilecek olduklarımızın tamamı olduğu yaygın bir aldanıştır. Olguları ancak geçici olarak açıklayan, kendi içinde kalıcı bir gerçek içermeyen kuram kadar kırılgan başka bir şey yoktur.
Sembolleri anlamaya çabalarken karşımızda yalnızca sembol değil, onu üreten bireyin bütünü bulunmaktadır. Onun kültürel geçmişini de ele almalıyız. Bu süreç sırasında kendi eğitimimizdeki bir yığın boşluk da doldurulmuş olur. Ben her olguyu, daha abecesini bile bilmediğim, tümüyle yepyeni bir ödev olarak ele almayı kural edinmiş bulunuyorum. Yüzeysel kalındığı sürece rutin yanıtlar pratik, dahası faydalı olabilirler. Yaşamsal sorunlara dokunulduğu anda ise hayatın kendisi ortaya çıkar; o zaman da en parlak kuramsal sözler bile etkisiz hale gelir.
Hıristiyan dininde "haç",birçok görüşü,düşünceyi ve duyguları anlatan önemli bir simgedir; ama bir listedeki bir adın sonundaki bir haç yalnızca o kişinin ölmüş olduğunu gösterir. Fallus, Hindu dininde pek çok kavramı kapsayan bir sembol işlevi görür; ama bir sokak çocuğu duvara bir fallus resmi yaparsa bununla yalnızca kendi penisine karşı duyduğu ilgiyi belirtmiş olur. ürlü anlamaya çalışmak saçma olur. Terbiyeli bir Hintli, Lingam'dan(Hindu mitolojisinde Şiva'yı temsil eden fallus)söz ettiğinde, Batılı birinin bir penisle asla bir arada düşünemeyeceği şeyler işitilecektir.Lingam kesinlikle ayıp bir kelime oyunu değildir; haç da yalnızca ölümün sembolü değildir. Tüm bunlar böyle bir rüyayı görenin olgunluk derecesine göre değerlendirilmelidir