…Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, bir kaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Çok zor bi kitaptı benim için, eğer karakterde ve yaşananlarda kendinizden bir şeyler bulursanız kitabı hem çok sevip hem de okumakta zorlanabilirsiniz, eğer kendinizden hiçbir şey bulamazsanız (ki umarım öyledir) büyük ihtimalle çok sıkıcı gelecektir. 10 günde bitirmişim, sayısız kere okumaya oturup bugünlük bu kadar yeter tamam diyip bıraktım ama bir şekilde bitti. Süprizli bi kitap değildi, sonunu da tahmin etmiştim ama yine de verdiği tüm hislerle kendi “dinlenme ve rahatlama yılım” da okuduğum için mutluyum.
Okumayı düşünenlere not: Kitaptaki dinlenme ve rahatlama biraz farklı bir bakış açısından ele alınıyor. Size vereceği hisler dinlenme ve rahatlama olmayabilir.