Yarıda kalmış aşkların hesapları içinde denizlere açıldı içimizden biri
Niçin gittiğini söylemeden
Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri,
Yıpranmış kelimelerin verdiği özgüvenden
Bulacak sanıyordu yenilikleri.
Her an bir yeni su vardı, her yeni suda bir yeni an
Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı
Bitmiyordu köpüklerle renkler
Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.
Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun
Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek
Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
Hani, eski kelimelerle olmasa, insanın ömrünce devam edecek
Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
Yeni rüzgarlarla esen yeni korkulara
Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini
Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini
Ve senin üzerinde binbir düşünce, günden.
Oynaşır hatıranla, kalbinle, ümitlerinle.
Her şey düşünmektir seninle.
Birden bir rüzgar eser, sana doğru senden.
Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler.
Hatırlayan ellerinle, unutmayan gözlerinle...
Unutkan vicdanını anılarınla cezalandırmak için,
Benden önce olanları
Tek tek bana anlatırken,
Birdenbire yüzünü ellerinle kapadın;
Ruhundaki isyan sonunda
Utançla, dehşetle sarsılarak
Gözyaşlarına boğuldun...
-N.A. Nekrasov
Yağmur yağarken köşk yerine bir kümes görsem, ıslanmamak için belki kümese girerim ama beni yağmurdan korudu diye de şükran borcumu ödemek için kümese köşk gözüyle bakmam; eğer yalnızca ıslanmamak için yaşıyorsam o başka!