Tabiatta bizim insani, matematiksel hesaplarımıza yer olmadığını biliyordum ama yine de düşman güçlerin, insan hayatı açısından mahvedici koşulların varlığını kanıtlayan işlerin başa geldiğini ve bu mahvedici güçlerin seçilmiş ulvi insanları yıktığını görüyordum.
Babasına benziyordu — o da av sırasında daima sinirlenir, hayvanlar ve kuşlarla azılı düşmanlarıymış gibi savaşır, kalbinin öfkesini son zerresine değin ormanda tüketir, eve iyi, duygulu, aile canlısı bir insan olarak dönerdi. Oysa başka insanlar av esnasında aksine otlara incitmeden basar, hayvanı sevgiyle vurur, çiçek ve ağaçları zevkten titreyerek okşarlardı; evlerinde, insanların arasındaysa sinir içinde yaşar, kendilerini tüfek sayesinde patron hissettikleri doğayı özlerlerdi.