''Kısa bir zaman sonra bir arkadaşım öldü ve ben tabutun peşinden yürürken, çocukluğumdan beri yakın olduğum bu insanı sonsuza kadar kaybettikten sonra içimde bir keder var mı, herhangi bir duygu yüzeye çıktı mı diye kendimi dinledim. Fakat hiçbir kıpırtı yoktu ve ben kendimi, ışığın hiçbir zaman içinde kalmadan geçip gittiği camdan bir nesne gibi hissettim.''
'' İlkbahar yeşilliğine bürünmüş olan doğadaki her bir yaprağın şeklini kağıda dökebilirim, şimdi sonbaharda bile kestane çiçeklerinin tozlu,yumuşak kokularını hissedebiliyorum; yani o saatleri bir kez daha hayal ederken bunu onları kaybetme korkusuyla değil, tekrar kavuşma sevinciyle yapıyorum. ''
''Ah, o sıcak öğle sonrasının,o olağanüstü gecenin tek bir saniyesini bile unutmaktan korkmuyorum; hafızamda o anlara varan yolu adım adım katetmek için ne bir işarete ne de kılavuza ihtiyacım var,bir uyurgezer gibi ister gecenin ister günün ortasında olsun, istediğim zaman o noktaya geri dönebiliyorum ve her bir ayrıntıyı sığ bellekten değil de,sadece yürekten gelebilecek bir berraklıkla görebiliyorum.''
"Ne var ki bu satırları zaten sadece kendim için yazacaktım ve kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyleri başkaları için anlaşılır kılmak gibir bir niyetim hiç yoktu."