Söyle kalbine! İnsan, huzuru kendi kendine vermezse, onu dışarıda boş yere arar. Biz hiçiz, aradığımız şey ise her şey.. -Friedrich Hölderlin / Deliler ve Dahiler-
Alıntı
Derhal cevabını buluyorum: İnsanlar yaşayabilmek için tabiata aykırı yasalar kurduktan sonra işledikleri günâhı unutturmak ve "Bak, biz senden büsbütün yüz çevirmiş değiliz; içimizde hâlâ sana kulluk edenler var." demek ister gibi arada bir kurban keserler. Ölçülü biçili topluluk yasaları içinde büsbütün cüceleşmekten korkarak derinden gelen bir dürtülüş gücüyle peygamberler, dâhîler, âşıklar çıkarırlar. Bunlar, omuzlarına aldıkları müthiş acılar pahasına köklere kadar iner, süzdükleri usâreyi dallar budaklar kurumasın diye tekrar yukarılara taşırlar. İnsanlığın fâciası; yaşayabilmek için tabiattan uzaklaşmaya mecbur olması; fakat uzaklaşınca da hayâtiyeti kaybetmek tehlikesine düşmesidir. Ciğerdelen

KerZeY35

@kerzey35
·
Aklıma bir sorgu geliyor: Mâdemki hayâtın ve insan topluluğunun kutsal temeli ayrılıktır. Neden cemiyet ara sıra kendi çevresinden, büyük özleme ve ilk hamura kaynaşma isteğini duyan âşıklar çıkarıyor? Ciğerdelen
Kitap Alıntısı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap zekai kibarlaştırır
Cemil Meriç 'Bu Ülke' adlı eserinde kitaplarla ilgili şöyle der: "...sıhhatli bir zeka, kitapları çalışmalarına tabi kılar. Onun için eğlencelerin en asilidir okuma, daha doğrusu en asilleştiricisidir. Kitap zekâyı kibarlaştırır. Hassasiyetimizle düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihni hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama, zekânın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız. Bazı kitapları, edebiyat ilminin bazı inceliklerini bilmemek, dâhiler için bile fikri bir avamlık işareti. Kibarlık ve asalet, düşünce dünyasında da bir nevi alışkanlıklar francmaçonnerie'sinden, bir gelenekler mirasından ibaret." Muhammed Ali, asıl adıyla Cassius Marcellus Clay Jr., 17 Ocak 1942'de Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmuş ve boks tarihinin en büyük sporcularından biri olarak kabul edilmiştir. Olağanüstü hızı, güçlü yumrukları ve kendine özgü dövüş tarzıyla ringlerde rakiplerine üstünlük sağlamış, dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu üç kez kazanan ilk boksör olmuştur. "Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım" sözü onun hem stilini hem de özgüvenini simgeleyen unutulmaz bir ifade haline gelmiştir. 1964 yılında İslam dinini seçmiş ve bu kararının ardından adını Muhammed Ali olarak değiştirmiştir. İnancı, onun hayatında ve duruşunda önemli bir yer tutmuş; bu nedenle Vietnam Savaşı'na katılmayı reddetmiş ve bu tutumu büyük tartışmalara yol açmıştır. Sporculuğunun yanı sıra insan hakları, eşitlik ve adalet konularında sergilediği cesur tavırlarla da tanınan Muhammed Ali hem spor dünyasında hem de toplumsal alanda derin izler bırakmış unutulmaz bir efsanedir.
Yeni Bir “Dünya Okulu” Mümkün Mü?
🌏 Mevcut eğitim sistemleri bireysel farklılıkları göz ardı eden, insan doğasına uyum sağlamakta zorlanan, tek tip ve zorlayıcı yapılar olarak küresel ölçekte hâkim durumdadır. Oysa yapay zekâ, sanal gerçeklik ve açık kaynaklı eğitim platformları sayesinde kişiselleştirilmiş öğrenme sistemleri artık küresel ölçekte erişilebilir hale gelmektedir. “Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helâk olursun!” Hz. Muhammed (Taberânî, Beyhakî) Dünya Bir Okul Olsaydı… Hayal edin; dünya kocaman bir okul… Bu okulda insanlar, hayvanlar, ağaçlar, taşlar, yıldızlar… Kısacası; her şey bir rol üstlenmiş. Kimileri öğretiyor, kimileri öğreniyor, kimileri sadece dinliyor ya da destekliyor. Ama bir gerçek var: Beşinci bir şık yok… Ya bu büyük okulun içinde bir yeriniz vardır ya da sistemin tamamen dışında kalacaksınız. İşin doğrusu, özü aynı olan her canlı ya da cansız varlık, dünyanın neresinde olursa olsun, bütünün bir parçası olarak işlevini yerine getirir. Ancak burada en önemli husus söz konusu varlığın doğal ortamından koparılmadan bu işlevi sürdürebilmesidir. Zira bir varlık doğal bağlamından koparıldığında, artık o varlık olmaktan çıkar, başka bir şeye dönüşür. Dolayısıyla etkisi de tepkisi de değişir. __Bugün bağlamından kopar(t)ılmış varlıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz maalesef. Bu nedenledir ki bugün dünya bir türlü dikiş tutmuyor. Eğitim bunu düzeltmek için hem bir alternatif, hem de potansiyel bir engeldir. Bunun farkında olan küresel güçler eğitimin ipini elinden bırakmıyor bir türlü. Pandemi bunun son global eğitim-yönetim provası oldu. İşte bizim de dikkat çekmek istediğimiz temel sorun burada! Şayet yukarıda sınırları çizilen bir dünya okulu kurulabilirse, insanlık yeniden aslına rücu eder ve işler de
Makale|Yazı
Ejderin Günü
"Ne yapacağız o halde dahiler?" diye sesini yükseltti Brenda. Ne içlerindeki en akıllısı ne de en cesuruydu ama içlerinde sadece o bir şeye inandı mı asla ondan vazgeçmez ve onu elde edinceye kadar şeytanın kendisiyle bile uğraşabilirdi. Diğer çocuklar için gerçeklik bir yanılsama değildi, gerçeklik savaşılacak bir şeydi; Brenda için ise onun iradesine göre eğilip bükülecek bir şey...
Bence yeryüzünde üç tip insan var: deliler, dahiler ve arada kalan ahmaklar. Dahi içine susar, deli dışına kusar, ahmak ise olup biteni hesapsız, sorgusuz yutup sindirir. Ahmak ne bu dünyanın ne de ahiretin adamıdır. Rüzgârın yönüne göre yaşar. Ahmak için onu övsen de birdir, ona sövsen de.