Aidiyet hissinizin endişeye dönüştüğü şu günlerde size çok iyi gelecek bir kitap. Okuyun, çocuklarınıza okutun ve bilgilerinizi paylaşın. Bir dönem bağımsızlık için, Cumhuriyet için nasıl bir mücadele verilmiş; bunu bilmek de gelecek nesillere aktarmak da bir borç, bir ihtiyaç bizim için.
Kitapta, babası cephede olan bir çocuğun gözünden, 1919-1924 yıllarında Ankara'da geçen Kurtuluş Savaşı dönemini okuyoruz. Şermin Yaşar'ın sürükleyici ve duygudan duyguya sürükleyen kurgusu, İlber Ortaylı'nın tarihi bilgileriyle destekleniyor. Tabiki Atatürk ve vatan için çarpışan binlerce kahraman söz konusu olunca yine minnet, gurur, iyi ki ve keşkeler düşüyor aklımıza.
Annesinin yaptığı şerbeti satarak evin geçimini sağlayan küçük çocukla birlikte, kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden birlik olup vatan için mücadele eden bir millete tanıklık ediyoruz. Öyle bir savaş dönemi ki sadece cephede değil, vatanın her yerinde emek ve mücadele var. Yokluk, kayıplar, acı ama Atatürk'ün yaktığı ışığın peşinde illaki umut. Çünkü sonu bağımsızlık ve Cumhuriyet'e kavuşmak demek.
Kitapta, Mustafa Kemal'in liderlik, kişilik özelliklerine de o yıllardaki tarihin dönüm noktası olan gelişmelere de yer verilmiş. Büyük Millet Meclisi binasının inşası, açılışı, İstiklâl marşının yazılışı, vatanın kurtuluşu, Ankara'nın başkent olması, inkilaplar, Cumhuriyet'in ilanı...
Kurgunun her adımını büyük bir duygu yoğunluğuyla okuyorsunuz ama bir an var ki unutulmaz. Şerbetçi çocuk aylarca Atatürk'ü gözlüyor, haberleri takip ediyor. Büyük Millet Meclisi'nin önünde satıyor şerbetini, çöreklerini. Bir cesaret edebilse onu gördüğünde gidip aklındaki soruyu soracak. İşte o karşılaşma, o soru ve cevap, bir süre etkisinden çıkamayacağınız kadar anlamlı.