"İnsanın kendi dilediği gibi değil, Tanrının emrettiği gibi yaşaması doğru bir yol ama . . . " Oblomov düşündü: "Hayır , insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur." İçinden vakur , isyan dolu bir ses yükseli yordu: "Yoksa insan en derin zekanın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi ister sin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için ha yata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa is yan etmemeliyiz; hayat budur işte . . . Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır , bir ödev dir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapa lım . . . "