CLAY

CLAY
@daimonn
quia pulvis es et in pulverem reverteris
Annesiniz sizler her güzelliğe, yücesiniz, üzgün, sonrasızsınız örtüsü altında güz gecesinin içkarartıcı ve silik, canveren sessiz akşam gibi ekim ayında; şiir gibisiniz çünkü, öylece dolusunuz güzle ve akşamlarla, karasevdalar ve üzüntülerle, uğursuz aşk, dert ve cançekişmenin külrengine çalan karanlığıyla, çünkü hep acılar içindesiniz, fidanlarınızın şiirdir suyu.
Reklam
Yüreğim gibisin, öylesin tıpkı aynam benim. Beni beklediği bahçe sevdanın. Uyu çekinmeden, ama sönünce son öpüşü dudaklarımın uyan o vakit.
Kaç, yakalarım seni, koş, tutarım seni, bak, çamurla doldururum yüzünü senin. Çekilirim zeytin ağacından, ayrılırım hasırdan, el çekerim sarmaşıktan bunca sevmiş olmaktan seni.
Gece yanaşmaz gelmeye gelmeyesin diye sen, bense gidemeyeyim diye. Ama gideceğim ben ısırsa da şakağımı bir akrepler güneşi. Ama geleceksin sen kavrulmuş dilinle tuz yağmurundan. Gündüz yanaşmaz gelmeye gelmeyesin diye sen, bense gidemeyeyim diye. Ama gideceğim ben kurbağalara bırakıp dişlenmiş karanfilimi. Ama geleceksin sen karanlığın bulanık çirkefleriyle. Ne gece yanaşır ne gündüz gelmeye öleyim diye ben senin uğrunda, sen benim uğrumda ölesin diye.
Artık ne ekmeği bölüştüren var ne şarabı çünkü, ne ölümün ağzında ot yetiştiren, ne yayan dinlenme çarşaflarını, ne de bir ağlayan var fillerin yaraları yüzünden. Bir milyon demirci var sadece zincir döven ilerde gelecek çocuklara. Bir milyon marangoz var sadece haçsız tabutlar çakan.