CLAY

CLAY
@daimonn
quia pulvis es et in pulverem reverteris
Bir sevda havuzudur her şarkı. Bir zaman havuzudur her yıldız. Bir zaman düğümü. Ve bir çığlık havuzu her iççekiş.
Reklam
Bir kırlangıç havalanıyor uzağa doğru! Düşlerim çiy çiçekleri dolu, yüreğimse dönüp duruyor acıyla yorgun. Bir atlıkarınca ki Ölüm çocuklarını koymuş. Ah bir bağlasaydım zamanı bu ağaçlarla, zorlu halatıyla kara gecenin ve boyasaydım solgun anıların kıyılarını kanımla koyu koyu.
Mavi bir öpüş ki bu yer basıyor bağrına,
Hüznünü duyuyorum yağan duru yağmurun, gerçekleşmeyen şeyin umarsız kederini. Ufukta pırıl pırıl yanan bir yıldız var da yüreğim bırakmıyor koşup seyretmem için. Piyanoda coşkun bir tatlılık bırakırsın ey sessiz yağan yağmur, ağaçların sevdiği; yüreğime verirsin bir bulut, bir çınlayış ortalığın uyuyan ruhunu titreştirip.
Yağmurlu ve soluk külrengi akşam, yürüyor her şey. Kurumuş ağaçlar. Kimsesiz odam. Açılmamış kitap, eski resimler... Bir hüzün sızıyor mobilyalardan ve ruhumdan. Belki yok Doğa’nın bana göstereceği kristal göğsü. îşte yüreğimin eti acıyor ve ruhumun eti. Ben konuşunca, sözlerim havada kalakalıyor suda mantar gibi. Gözlerin içindir çektiğim acı, geçmişin acısı ve geleceğin. Yağmurlu ve soluk külrengi akşam, yürüyor her şey.
ilk görüşte tanımadım seni. İkincisinde, evet. Söyle, hava sana dedi mi bunu? Soğuk, erken sabahta üzüntü içindeydim, gülme hevesim tuttu hemencecik. Tanımadım seni. Tanıdın sen. Tanıdım seni. Tanımadın sen. İşte aramızda geriliyor telaşsız bir ay, külrengi günlerin paravanına benzeyen. ilk görüşte tanımadım seni. İkincisinde, evet.