Açık ol her şeye; güzelliğe ve dehşete.
Yürümelisin sadece, erişilmez değil hiçbir his.
Koparma kendini benden.
Yakında o ülke,
yaşam* diye adlandırılan.
Tanırsın onu ağırlığından.
Uzat elini bana.
Nedir ki Roma?
Yıkılmakta.
Nedir ki Dünya?
Dağılacak yakın gelecekte,
kuleleri kubbelerine kavuşmadan
ve millerce uzanan mozaikten
ışıyan alnınla sen süzülüp çıkmadan.
Kim yaşıyor ki? Nesneler mi,
çalınmamış bir melodi gibi
geceleri bir arpın içinde duran?
Sular üstünden geçen rüzgarlar mı,
dallar mı, işaret veren,
kokularını yayan çiçekler mi
ya da yaşlanan uzun bulvarlar mı?
Sıcacık hayvanlar mı, yürüyüp giden;
yoksa kuşlar mı, korkup havalanan?
Kim yaşıyor? Tanrı’m, sen mi yaşıyorsun,
hayatı?