Kapatamadığım bir konu var içimde. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin, dönüp dolaşıp aynı yerde buluyorum kendimi. Aşamadığım, kabullenemediğim, içimde yarım kalmış birçok şey var. İnsan bazen bir olayı değil, o olayın içinde bıraktığı kendini taşıyor yıllarca.İllaki geçecek biliyorum. Zaman, istemesem de alıp götürecek bazı şeyleri. Bir gün daha az canım yanacak, daha az aklıma gelecek belki. Ama nasıl geçtiğini, hangi gecelerde sustuğumu, hangi sabahlara eksik uyandığımı, kaç kez toparlanıp tekrar dağıldığımı benden başka kimse bilmeyecek. Bazı savaşların şahidi olmuyor çünkü. İnsan bazen sessizce iyileşiyor, sessizce kabulleniyor. Ve dışarıdan bakıldığında her şey normal görünürken, içinde koca bir hikâye son buluyor.
Hayata Dair
Reklam
Şu aralar ;
Yukarıya tükürsem bıyık, aşağıya tükürsem sakal .
Hayata Dair
Azapgâh-ı Dünya
( lütfen sununa kadar ukuyun ve düşüncenizi paylaşın anlamını ve şiirin kendisi ağır edebiyatı kullandım şimdiden teşekkür ederim 🌼🍁) Dünya sahnesinin ışıkları büsbütün karardığında, insanı bu fani toprağa bağlayan o mukaddes bağlar kopar. Geriye ne bir sitem kalır, ne de yaşama dair cılız bir heves... Yalnızca vakur, derin ve o kaçınılmaz sonu özleyen bir sükûnet hâsıl olur. Azapgâh-ı Dünya Koptu can tellerimiz, sustu o kutlu neva, Kalmadı sığınacak ne bir dost, ne bir yuva. Gidenler gölgesini alıp kaçtı felekten, Dünya bir viranedir, ne umut var ne deva. Umut ki mülteci bir kuş gibi uçtu gitti, Gönlün saadet dileyen saltanatı tükendi. Bir günahkar gibi kul, ömrü sürgün eyledi, Şimdi ruh secdededir, dilde son bir elveda. Ne bir aşina çehre, ne bir vefalı nefes, Yalnızlık surlarında can çekişiyor her ses. Gözlerim ufka dikili, sönüyor bu son heves, Gayrı vuslat vaktidir, bitti devr-i ibtida. Ey ölüm, ey sükûtun o mukaddes kapısı! Çözülsün ten mülkünün bu karanlık yapısı. Beklemekten yorulan şu ömrün son şarkısı, Sana teslim oluyor, ey ezeli mutlaka!.. Şiirin Derin Katmanları Azapgâh-ı Dünya: Dünya, değer verilen insanlar gittiğinde artık bir yaşam alanı değil; ruhun acı çektiği, nefes almakta zorlandığı bir azap yerine dönüşür. Vurucu Tezatlar: Şiirde yaşamın bitişi bir kayıp olarak değil, "vuslat" (kavuşma) ve "mukaddes kapı" olarak betimlenmiştir. Çünkü değer verilen kimse kalmadığında, ölümü beklemek çaresizlikten ziyade, bu anlamsız gürültüden kurtulup mutlak huzura erme arzusudur.
Veee bu kız ehliyet sınavını geçti. Yapamazsın denilen bir şeyi daha başardığı için, çok mutlu bir prenses bırakıyorum buraya...
Hayata Dair
Emek verilmeden sevgi olmaz.....! Yahuu herkes hazıra konmak istiyor ya
Hayata Dair
Reklam
Reklam