Bektaş mayıs böceği kadar yalnızdı,
Esaretinde hürriyetinde sevdasında,
Üç yaşında da yapayalnızdı,on beşte de,seksende de,
Yağmurların altında,bulakların kenarında.
Türküsünde,koşmasında,şarkısında,
Tamamda da noksanda da,
Papatya gibi yalnızdı,kuşyemi gibi yalnızdı.
.............
İğneden ipliğe işte Bektaş,yapayalağuzdu...
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda.
Kötü ediyor insanı,kötü...
Hele bir de hasretlik oldu mu serde;
Sevdiğin başka yerde,
Sen başka yerde;
Dertli ediyor insanı,dertli.
Ama gene de,
Gene de güzel günler geçirebilirim.
Geçirebilirim bu mâvilikte ,
Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız,
Ağacın gökyüzüne vuran aksinden,
Her sabah erikleri saran buğudan,
Buğudan,sisten,ışıktan, kokudan...