Arapça'da "akıl" anlamına gelen kelimelerden biri de "kalp"tir. Yani müminlerin akıl anlayışı, kalp anlayışından ayrı değildir. O halde, Allah ve âlem ile olan bağ aynı zamanda gönül ile kurulur. Kitabımızın ileriki bölümlerinde verdiğimiz örneklerin hepsi mâkuldür ama rasyonel değildir. Mesela bir kul neden sadaka taşı diye bir buluş tasarlasın ki? Kendi emeğiyle kazandığının içinde başkasının hakkı olduğuna neden inansın ki? Fakir biri bile başkasına tebessümle de olsa sa- daka verileceğine niye ikna olsun ki? Bunlar rasyonel davra- nışlar değildir. Kâfir aynen böyle düşünür. O yüzden o sadaka vermez, bağış yapar. Çünkü bağış yapmak rasyoneldir. Kendini iyi hissettirir, ismini parlatır, vergi kaçırmasına yarar. Dünyada yarar getiren şeylerdir bunlar. O yüzden nefsanî yani hesapçı aklın hesabıyla bu işe girişir. Bu davranışı Allah için, hayır için değildir. O zaman Rabbimiz'in kâfirlerin iyi davranışlarıyla bize bildirdiği hakikatin hikmetini de anlayabiliriz: "İnkâr edenlere gelince, onların işleri engin ve ıssız bir çöldeki serap gibidir ki susayan kimse onu su zanneder. Nihayet oraya vardığında, umduğundan hiçbir şey bulamaz. Fakat Allah'ı bulur. O da onun hesabını tam tamına görür. Allah, hesabı çok çabuk görendir" (Nûr 24/39). İbn Abbas radıyallahu anh hazretleri de şöyle der: "Mümin olsun, kâfir olsun, iyilik veya kötülük namına ne işlerse Allah ona mutlaka gösterir. Ancak Allah müminlerin günahlarını bağışlar, iyiliklerini de değerlendirir. Kâfirin ise iyilikleri boşa çıkarılır, değerlendirilmeye alınmaz, kötülükleri sebebiyle de ceza görür."
Sayfa 32
Ebû Hüreyre (r) diyor ki: "Ölen kişi kabrine defnolunduğu za man, sâlih amelleri gelip çevresini kuşatırlar. Baş tarafından ken-disine âzâp gelecek olursa, hemen okuduğu Kur'ân devreye girer ve kendisini engeller. Eğer ayak tarafından gelirse, namazda ayakta durması, kıyâmı bu azabı engeller. Şayet elleri tarafından gelirse, iki eli şöyle der, 'Allah'a yemin ederim ki, benimle elini uzatıp sa-daka verirdi. Dolayısıyla benim tarafımdan size geçit yok.' Eğer ağız kısmından azâb gelirse, hemen Allah'ı zikretmesi ve orucu devreye girer. Nitekim namaz ve sabrı da şöyle bir kenarda durup beklerler ve derler ki: 'Eğer ben herhangi bir yerde azabın gireceği bir boş-luk sezersem, derhal orayı kapatmak için bekliyorum."
Sayfa 216·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daka
dünden kaçan, yarına sığınan bugünün kayıp çocuklarıyız!
Alıntı
Daka
yeryüzünde cennet aramak ikiyüzlü cehennemin dostluğudur.
Alıntı
Daka
gençliğimizde, bize uyan gerçekler arayarak neşeleniriz. yaşlandığımızda, gençliğimizden başka gerçeğimiz olmadığını anlayıp kederleniriz.
Alıntı
Daka
cenneti dünyada arayanlar dünyalıların cehennemidir!
Alıntı