Durmuş Ali ÖZBEK

Durmuş Ali ÖZBEK
@dalice
HAYATIN DENGESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Hayat, çoğu zaman bir denge arayışı içinde olduğumuz bir yolculuktur. Bu yolculukta, her şeyin bir sınırı, bir ölçüsü olduğunu fark ederiz. Doğa, insan ilişkileri, düşünceler ve hatta duygular bile belli bir dengeye oturduğunda anlam kazanır. Ancak bu dengeyi bozduğumuzda, işler genellikle tersine döner. İşte tam da bu noktada, "Sınırını aşan, zıddına döner" sözünün derin bir hakikati barındırdığını görürüz. Doğa, bu ilkenin en somut örneklerinden biridir. Bir ekosistemdeki herhangi bir denge bozulduğunda, zincirleme reaksiyonlar ortaya çıkar. Örneğin, bir bölgede aşırı avlanma yapılırsa, avlanan türlerin sayısı azalır ve bu durum diğer türlerin yaşamını etkiler. Zamanla ekosistemin dengesi bozulur ve doğa, insan müdahalesine karşı kendi çözüm yollarını üretmeye çalışır. Ancak bu süreçte ortaya çıkan sonuçlar genellikle insanlar için olumsuz olur. İklim değişikliği de bu duruma iyi bir örnektir. İnsanlık olarak doğanın sınırlarını zorladık; fosil yakıtları aşırı tüketerek atmosferdeki karbon oranını artırdık. Bunun sonucunda, doğa kendi dengesini sağlamak için tepkiler veriyor: aşırı sıcaklıklar, kuraklıklar, sel felaketleri... Doğanın sınırlarını aştığımızda, karşımıza çıkan sonuçlar genellikle zıddımızı yaratıyor; yani kendi yaşam koşullarımızı tehdit ediyor. "Sınırını aşan, zıddına döner" ilkesi, insan ilişkilerinde de kendini gösterir. Bir ilişkiyi düşünelim: Sevgi, saygı ve güven üzerine kurulu bir bağ, tarafların birbirine karşı dengeli bir şekilde yaklaşmasıyla güçlenir. Ancak bu bağda bir taraf sürekli sınırları aşarsa, yani karşısındaki kişiyi fazlasıyla zorlar ya da kendi isteklerini dayatırsa, bu durum ilişkiyi zedeler. Sevgi yerini kırgınlığa, güven ise güvensizliğe bırakabilir. Aynı durum sosyal ilişkilerde de geçerlidir. Bir kişi sürekli olarak
İnsan ve Hayat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aşk
Hangi dilde anlatılırsa anlatılsın Hangi yürekte yaşanırsa yaşansın Hep aynı bilmecedir. Bir masalın içinde kaybolmuş gibi Gerçekle hayalin sınırında Yürür gider insan Yıldızlar sanki ona şahit, Sessiz gecenin içinde sessizlik Belki aranan bir umut Belki sana anlatılan bir masal Belki gözlerin sadık bir dost Belki onda boğulmaktır aşk Ya da her bakışında kaybolurken Bulduğun değil Kaybettiğin miydi? O gözlerinin derinliğindeki girdaplar Her bakışında İnsanı kendine çeker Bir uçurumsa aşk O uçurumdan düşmek ister insan Bazen bir şarkının notasında Kalbimde yankılanan Eski şarkının Sözleri mırıldanır dudağımda Bazen bir yara Dokundukça kanar
Şiir
SEVGİM AĞIRDIR
İçimde bir ateş, dumanı tütmez, Sevgisiz sevdalar, pul bile etmez, Sevgimi söylesem, kelime yetmez, Bu sevgim sevdamdan, ağır bilesin. Bakışın içimde bir dünya kurar, Ayrı geçen günler, ömrüme zarar, Kavuşmayı düşün, veresin karar, Bu sevgim sevdamdan, ağır bilesin. Yaşanır her sevda ayrı biçimde, Türlü türlü karar, farklı seçimde, Bu sevgi yalnızca, benim içimde, Bu sevgim sevdamdan, ağır bilesin. Ellerin dokunsa, bahar getirir, Mahcemalin bende, akıl yitirir, Ayrılık yok yere, azap çektirir, Bu sevgim sevdamdan, ağır bilesin. Özbekoğlu sitem, etmez sevdaya, Kabul et sevgimi, koma ferdaya, Ben hazır değilim, artık vedaya, Bu sevgim sevdamdan, ağır bilesin. 01.02.2025 Ankara Durmuş Ali ÖZBEK Eğitimci Yazar Kültür Bakanlığı Halk Şairi
Şiir
Dalalet
Dalâlet, Türkçe'de genellikle "sapma, doğru yoldan ayrılma" anlamında kullanılan bir kelimedir. Arapça kökenli olan bu terim, dini ve ahlaki bağlamlarda sıkça karşımıza çıkar. Klasik İslam literatüründe dalâlet, kişinin hakikatten uzaklaşması, doğru yolu terk etmesi veya manevi anlamda bir kayboluşu ifade eder. Ancak bu kavram, sadece dini çerçevede değil, günlük hayatta da bireyin doğru kararlar alamaması ya da yanlış yönlere sapması anlamında kullanılabilir. Dalâletin zıttı olarak "hidayet" kavramı öne çıkar. Hidayet, doğru yola ulaşmayı, hakikate ermiş olmayı ve manevi aydınlanmayı ifade eder. Bu iki kavram arasındaki ilişki, insanın hayatındaki tercihlerin ve yönelimlerin önemine dikkat çeker. İnsan, hayatı boyunca birçok yol ayrımına gelir ve yaptığı seçimler onun ya hidayete ya da dalâlete yönelmesine neden olabilir. Toplumlarda dalâletin etkileri de oldukça büyüktür. Bir bireyin dalâlete düşmesi sadece kendisini değil, çevresindekileri de etkileyebilir. Yanlış kararlar, hatalı davranışlar ve kötü alışkanlıklar, toplumsal düzeni bozabilir ve bireyler arasındaki güveni zedeleyebilir. Bu nedenle, bireylerin doğru bilgiye ulaşması, bilinçli kararlar alması ve ahlaki değerleri benimsemesi büyük önem taşır. Dalâletten korunmanın yolları arasında eğitim, bilinçli bir çevre ve manevi değerlerin önemi büyüktür. İnsanlar, doğru bilgiye ulaşarak ve kendilerini sürekli geliştirerek dalâlete düşmekten kaçınabilirler. Ayrıca, bireyin kendisini sorgulaması ve hatalarını kabul ederek düzeltmeye çalışması da bu süreçte önemli bir adımdır. Sonuç olarak, dalâlet kavramı bireysel ve toplumsal düzeyde dikkat edilmesi gereken bir olgudur. İnsanların doğru yolu bulabilmesi ve dalâletten uzak durabilmesi için sürekli bir çaba içinde olması gerekir. Bu çaba, hem bireyin kendi
Din
İSTEMEZDİM YAR
Dikenli yolların, yolcusu oldum, Gurbetçi olmayı, istemezdim yar. Yanmış yüreklerin, sucusu oldum, Yıllarca kalmayı, istemezdim yar. Köyümden bir haber, alamaz oldum, Yitirdim kendimi, bulamaz oldum, Karıştı simalar, bilemez oldum, Dalımda solmayı, istemezdim yar. Selamın sabahın, kalmamış hayrı, Eşimi dostumu, yitirdim gayrı, Kayboldu yıllarım, sıladan ayrı, Bir mendil almayı istemezdim yar. Haberin gelmedi, bir gün olsun yar, Viran oldu yürek, yakarken bu nâr, Ömür servetim bitti yok oldu kâr, Acı haber salmayı, istemezdim yar. Özbekoğlu yine, düşlere daldın, Aklını başından, azada saldın, Kendinle yalnızdın, bahtınla kaldın, Hayalle dalmayı, istemezdim yar. 30.01.2025 Ankara Eğitimci Yazar, Kültür Bakanlığı Halk Şairi
Şiir