Bu ülkede insanca bir gün yaşamadık. Mutlu bir gün yaşamamıza izin vermediler. Gördüğü her beyaz arabayı devlet sanan ve sırf bu yüzden anacaddelerde yürümeye korkan nesiller yetişti bu ülkede. Insan gibi nasıl yaşanır tasavvur bile edemedik. Asık suratlı çocuklar, gençler yarattılar bizlerden.
Gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı. Biliyorum, başka bir yer yok. Aslında hiçbir zaman bir başkası olamayacağız, başka hiçbir yere gidemeyeceğiz, hiçbir yer başka bir yer olmayacak ve hiçbir şey yaşananları değiştirmeyecek.
yine aynı sıkıntı bu kez ağırlaşarak kapladı içimi; dünyaya tanıklık etmek gibi bir misyonumuzun olması. bizi uyumsuz ve mutsuz kılan ışte bu gerçekti. bunu iliklerime kadar hissediyordum.
Belki de kendimizi hiç tanımıyorduk. Yaralarımızın yerini bilmiyorduk. Onları hangi yollarla bulabileceğimizi, nasıl ilişki kurabileceğimizi, nasıl bir arada yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. Bu yüzden tüm boşluklarimizi marazlı insanlar dolduruyordu.