“Kitaplar inanmak için değil, araştırmak için yazılır. Bir kitap karşısında onun ne dediği değil, ne demek istediğini sormalıyız kendi kendimize…”
- Umberto Eco, (1932-2016) İtalyan bilim insanı, edebiyatçı, eleştirmen, ortaçağ tutkunu. #gülünadı , yazarın ilk okuduğum kitabı oldu.
- Kitap, 1327 yılında İtalya’da bir manastırda, nasıl ve kim tarafından olduğu bilinmeyen cinayetleri konu alıyor. Bu cinayetleri çözmek için ise eski bir sorgucu rahip olan William ile onun hem yazmanı hem öğrencisi olan Adso manastıra geliyor. Büyük bir alanı kaplayan bu manastırda avlu, revir, ahır, kütüphane ve daha bir çok şey bulunuyor. William, büyük bir merakla her yeri incelemek istese de, Başrahip’in uyarısıyla kütüphaneye girişi yasaklanıyor. Bu yasaklama William’ı kütüphaneye daha çok çekiyor ve Adso ile oraya girmenin yollarını arıyor, tabi bu arada cinayetler işlenmeye devam ediyor.
- Kitaba gelirsek, o dönemleri, dinleri, taikatları yani bu konular hakkında pek bir bilginiz yoksa yer yer kitaptan kopabilirsiniz (benim gibi :/ ) Olumsuz bir eleştirimde, katilin tahmin edilebilir olması açıkçası beni üzdü. Genel olarak (biraz fazla uzun olmasını saymazsak) kurgusu, dili. akıcılığı güzeldi ama derin bir araştırma yapmadan başka bir kitabını daha okur muyum tam emin değilim. Belki biraz daha bilgi birikimine sahip olduğumda #foucaultsarkacını okuyabilirim.