Dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse için Anadolu'nun bu ücra köşesinden daha uygun neresi bulunabilir? Ben, burada diri diri, bir mezara gömüşmüş gibiyim. Hiçbir intihar bu kadar şuurlu, bu kadar iradeli, bu kadar sürekli ve çetin olmamıştır.
Daha otuz beşimize basmadan her şeyin bittiğini, işin tamam olduğunu; aşkın, arzunun, ümit ve ihtirasın artık bir daha uyanmamak üzere sönüp gittiğini kendi kendimize itiraf etmek; kendi kendimize, bütün mutluluk ve başarı kapılarının kapandığını söylemek ve gelip, burada bir ağaç gibi yavaş yavaş kurumağa mahkum olmak. Böyle mi olacaktı? Böyle mi sanmıştım? Lakin, işte böyle oldu ve böyle olmadı lazımdı.
Mehmet Ali bana, "Gel beyim, seni bizim köye götüreyim; buralarda, yalnız başına sersebil olursun," dediği vakit, bir Anadolu köyünün ne olduğunu bilmiyor değildim.
Mehmet Ali bana, "Gel beyim, seni bizim köye götüreyim," dediği vakit, bu köyü, kafamın içinde olduğu gibi görmüştüm.