Hepimiz büyüklerin gerçekleriyle tanıştığımız, yalanlar dünyasına adım attığımız bir evreden geçeriz. Çocukluğun saflığı ve masumiyetiyle tezat olan bu şeyler, ölümcül hastalıklarda olduğu gibi karşılık olarak inkârı bulur kendine. Merak duygusunun en yoğun yaşandığı çocukluk dönemi inkârın arkasından araştırmaya iter bizi. Aslında içten içe biliriz karşılaşacağımız şeylerin pek de hoş olmadığını. Anlamlandıramadığımız sonuçlarla yaşarız bir süre. Ve öyle bir vakit gelir ki; her şeyi anlıyoruzdur artık çünkü bir parçasıyızdır o dünyanın.
Yakıcı Sır; Edgar adındaki hassas, akıllı ve uyanık bir çocuğun yukarıda bahsettiğim evresini anlatıyor bize. Annesiyle tatile giden Edgar, arkadaş bulamamaktan ötürü üzgünken, bir Baron’un onunla arkadaşlık etmek istemesi karşısında şaşırıyor, bocalıyor ve Baron’a adeta tapıyor. Ancak bu çapkın Baron’un tek amacı annesine yaklaşmak. Güzel üç arkadaş olduklarını düşünen Edgar bir süre sonra bu ikili tarafından uzaklaştırılmaya başlanınca arkasından neler döndüğünü araştırmaya başlıyor. Hasta ve zayıf bir çocuk olan Edgar’ın cesareti beni büyüledi. Küçücük bir çocuğun aklı karşısında hayran kaldım.
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma
Gerçekten hipnotize edilmişlerdi, onlara belirli şeylerin imkansız olduğu ve belirli şeylerin de yapılmaması gerektiği söylenmişti ve bu yasaklar herhangi bir şekilde bunlara uyulmaması ya da tartışılması gibi bir olasılık tanımayacak şekilde zihinlerinin dokusunda yer etmişlerdi.
Çığlıklar dışarıda daha da şiddetli duyuluyordu. Sanki dünyadaki bütün acılar bu çığlıkla ses bulmuş gibiydi. Yine de böyle bir acının yan odamda çekiliyor olduğunu bilsem ve bu sessiz bir acı olsa, öyle inanıyorum ki buna çok daha kolayca katlanırdım. Ancak acı, bir ses bulup sinir uçlarımızı titrettiğinde, bizi eline geçiren bu acıma duygusunu hissederiz.