Ruhunun kirlendiğini düşünmek, bedenini arındırma arzusunu tetikliyor gibidir; "Lady Macbeth etkisi" adı verilen bir güdüdür bu. Arındırma büyük oranda, bedenin bir günaha bulaşmış kısımlarına özgüdür. Bir deneyde katılımcılar, hayali bir kişiye telefonda ya da e-postayla "yalan söyleme"ye yönlendirildiler. Değişik tüketici ürünlerinin albenisinin sınandığı daha sonraki bir deneyde, telefonda yalan söyleyenler ağız gargarasını sabuna, e-postayla yalan söyleyenlerse sabunu ağız gargarasına tercih ettiler.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
... bulguların genel başlığı, para fikrinin bireyciliği tetiklediğidir: başkalarıyla ilgilenmekten, onlara bağımlı olmaktan veya başkalarından gelen talepleri kabul etmekten kaçınmak. ... ... bizi parayı çağrıştıran şeylerle kuşatan bir kültürde yaşamanın, davranış ve tutumlarımızı bilmediğimiz ve gurur duymayabileceğimiz biçimlere sokabileceğine işaret ediyor.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Reklam
"Ne hissedersen hisset, sakin ve nazik davran" öğüdünün neden iyi bir tavsiye olduğunu anlayabilirsiniz: Kendinizi sakin ve nazik hissederek bundan yarar sağlamanız mümkündür.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
- hey, canim; kullandigin kelimeler önemli / - yo no olokoso vor
Belleğe dair anlayışımızda bir diğer önemli ilerlemeyse, tetiklemenin kavram ve sözcüklerle sınırlı olmadığının keşfiydi. Bilinçli deneyiminizle bilemezsiniz elbette, ancak eylem ve duygularınızın farkında bile olmadığınız olaylar tarafından tetiklenebileceği şeklindeki kulağa yabancı gelen fikri kabul etmelisiniz. Hemen klasikleşmiş olan bir deneyde, psikolog John Bargh ve çalışma arkadaşları, New York Üniversitesi öğrencilerinden -çoğu 18-20 yaş arasındaydı- beş sözcüklü bir kümeden dört sözcüklü cümleler kurmalarını istediler (örneğin: "bulur adam onu sarı anında"). Bir grup öğrenciye verilen karıştırılmış cümleler, yaşlı insanlarla ilintili sözcükler içeriyordu (Florida, unutkan, kel, gri, kırışık gibi). Genç denekler bu görevi tamamladıklarında, başka bir deney için koridorun ucundaki bir ofise gönderildiler. Deney o kısa yürüyüşten ibaretti. Araştırmacılar fark ettirmeden, deneklerin koridorun bir ucundan diğerine ne kadar zamanda ulaştıklarını ölçtüler. Bargh'ın öngördüğü gibi, yaşlılık temasıyla ilgili sözcüklerle cümle kuran gençler, koridorun öbür ucuna ötekilerden çok daha yavaş yürümüşlerdi. ... Öğrenciler daha sonra sorgulandıklarında, hepsi de sözcüklerin ortak bir teması olduğunu fark etmediğini belirtti ve ilk deneyden sonra yaptıkları bir şeyin karşılaştıkları sözcüklerden etkilenmiş olamayacağında ısrar etti. Bilinçli olarak yaşlılık fikrinin farkına varmamışlardı, fakat davranışları yine de değişmişti. Bu kayda değer tetikleme olgusu -eylemin fikirden etkilenmesi- **ideomotor etkisi** olarak bilinir. ... İdeomotor bağlantısı tersine de çalışır. Bir Alman üniversitesinde yürütülen bir çalışma, Bargh ve meslektaşlarının New York'ta yaptıkları erken deneyin tıpatıp aynısıydı. Öğrencilerden bir odada beş dakika boyunca, normal yürüyüş
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Bir fikrin ne olduğuna dair kapsamlı bir bakış açısı benimseyeceğim. Bir fikir somut ya da soyut olabilir ve birçok şekilde ifade edilebilir: bir fiil, bir isim, bir sıfat ya da sıkılmış bir yumruk olarak. Psikologlar fikirleri, her fikrin diğer pek çok fikirle bağlantılı olduğu, çağrışımsal bellek denilen, muazzam bir ağdaki düğümler olarak düşünürler. Farklı bağlantı tipleri vardır: nedenler, sonuçlarıyla bağlantılıdır (virüs - grip) ; nesneler, özellikleriyle (limon - sarı) ve ait oldukları kategorilerle (muz - meyve) . Bu açıdan Hume'un ilerisindeyiz: artık zihnimizin bilinçli bir fikirler silsilesini birer birer işlediğini düşünmüyoruz. Çağrışımsal belleğin işleyişine dair şu anki görüşe göre, bir sürü şey aynı anda oluyor. Etkinleştirilmiş bir fikir sadece başka bir fikri uyandırmıyor. Pek çok fikri harekete geçiriyor, bunlar da başkalarını etkinleştiriyor. Dahası, etkinleştirilen fikirlerin sadece birkaçı bilincimize kaydediliyor; çağrışımsal düşünüşün büyük kısmı sessiz sedasız, bilinçli benliğimizden gizli çalışıyor. Zihinlerimizin işleyişine sınırlı erişimimiz olduğu görüşü, doğal olarak, deneyimlerimize ters düştüğü için kabul edilmesi zor ama doğrudur: kendiniz hakkında sandığınızdan çok daha az şey bilirsiniz.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
1. Sistem dürtüsel ve sezgiseldir; 2. Sistem ise mantık yürütme kabiliyetine sahip ve temkinli, ama en azından bazıları için aynı zamanda tembeldir. Bireyler arasında bu açıdan da farklılıklar görürüz: Bazı kişiler daha çok 2. Sistemleri'ne benzerler; bazılarıysa 1. Sistemleri'ne daha yakındır.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam