Otuzlu yaşlar insanın herkes gibi olup olmama kararını sorgulaması için biraz geç sayılabilir. Ama o güne kadar atılan adımların sorgulanması için biçilmiş kaftandır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ant Dağları'nda bir yerlerde hâlâ geleceğin arkamızda olduğuna inanılır. Gelecek, şaşırtıcı ve öngörülemez bir şekilde arkandan gelir; geçmiş ise —çoktan olup bitmiş olaylar— her zaman gözünün önündedir. Geçmişten bahsederken Aymara halkının insanları elleriyle önlerini gösterir. Geçmişe bakarak ileriye doğru gidersin ve geriye dönüp geleceğe bakarsın.
“Ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. Aslında, tümünü; çünkü yarım geçmiş yoktur. Sanki bir sayfayı dikey olarak ikiye yırtmışsın da cümleleri sadece yarıya kadar okuyorsun, diğer kişi de sonlarını okuyor. Ve hiç kimse bir şey anlamıyor. Diğer ucunu tutan kişi gitmiş. O geçmişin günlerinde, sabahlarında, öğlenlerinde, akşamlarında, gecelerinde, aylarında ve yıllarında bu kadar yakın olan kişi... Geçmişi onaylayacak kimse yok, onu birlikte çalacağın kimse yok. Karım gittiğinde sanırım geçmişimin yarısını, aslında tümünü kaybettim. Geçmiş sadece dört elle, en az dört elle çalınır."