Deli kurt, benden istediğin şeyleri biliyorum. Seninle empati de kuruyorum. Fakat şu an çabalasam da bazı şeyleri yapamıyorum. Ben, artık sana hiç kızgın değilim. Yalnızca kırgınım. Ama ben de
Kendimi ölüler diyarındaki Eurydice gibi hissediyorum. Orpheus' un lirinde çaldığı bir akortla Hades'in kalbini eritmesini ve beni özgür bırakmasını bekliyorum. Ya da ben üvey babası için dans etmek zorunda kalan Salome'um , etime ulaşmak için peçe üzerine peçenin bir bir açılması gerekiyor dans ona güç mü veriyor, yoksa dans onu çıplak mı bırakıyor?
8/10
·438 syf.··
2026 11. kitabı
Victor Hugo ~Notre Dame’in Kamburu 8/10 Diğer klasiklerden çok farklı bir kitap hatta bu aşkı başka bir yerde okumanız asla mümkün değil bence. Aslında aşk ve romantik mi bu kitap bilemedim… Olaylar Paris’te, Notre Dame Katedrali’nin çevresinde geçiyor. Claude Frollo Notre Dame Kilisesi’nin baş rahibi, Quasimodo’yu bebekken kiliseye terk edilmiş ve onu atmak isteyen halkın elinden alıp onu büyüten bir nevi babalık yapmış biri. Toplum tarafından dışlanan kamburu olan ve görüntüsü korkutucu olan Quasimodo, güzelliğiyle dikkat çeken çingene kızı Esmeralda ile karşılaşıyor. Frollo ise bu kıza saplantılı bir şekilde takar Esmeralda keçisi ile gösteri yaparak ve dans ederek geçimini sağlıyor onla ilgili gerçekler de üzücü. Bir yandan saf sevgi ile aşık olan biri diğer yandan da saf sevgi gibi görünen saplantılı bir aşık var ben açıkçası asla böyle beklemiyordum bu kitabı, belki yayınevi azizliğine uğramış olabilirim ama kesinlikle yinede güzeldi. Diğerlerini de söyleyip daraltmak istemiyorum sizi ve spoiler vermimmm Bana göre kitabın özeti adalet sistemi ve çirkinliğin aslında görünüşün aksine kalpte olanının korkutucu olması sanırım
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Darlion Yayınevi · 201942,1bin okunma
ALEV VE GÖLGE
Karanlığın kalbinde, ışıkla yoğrulmuş, Bir varlık belirdi, gölgeden kurtulmuş. Başı üstünde boynuz, arkasında kuyruk, Ama giymiş üzerine insanlık bir urba. Elinde bir sigara, ince bir duman, İnsan mı, şeytan mı, belirsiz bir an. Alevler yükseliyor, kızıla bürünmüş, Kendi içindeki cehennemi mi görüyor, gülümsüyor? Belki de bir tanrı, unuttuğu tahtın, Ya da bir kurbanı, yanan vicdanın. Gözleri karanlık, bakışı bir kuyu, Hangi hakikatin peşinde, bu sonsuz uyku? Her nefeste duman, birer anı gibi, Kendi ateşinde kavrulan, bir kurban gibi. Hayat bir tiyatro, o mu başrolde, Yoksa seyircisi mi, bu yanan sahnede? Ateşin içinde, hem var hem de yok, Bir bilmece gibi, cevabı çok. Belki de bir ayna, insan ruhuna, Karanlığı gösteren, korkusuzca. Alev ve gölge, sonsuz bir dans, İnsan olmanın, en karmaşık anı... Bu varlığın sırrı, bizim de sırrımız, Ateşten doğduk, karanlığa koşarız.
1000Kitap
Dillenmek boka sarmaktır. Düşünmek ise Bilim, Felsefe ve Edebiyat kanalizasyonları içinde boğulmaktır. Nasıl mı kurtulur insan? Dil ve düşünce ile değil. Ya nasıl? Yatıp aşağı bulutları seyrederek Dans ederek Takla atarak Gıdıklanarak ve gıdıklayarak İçine, tam içine gömülerek bir deli anafora kendini koyuvererek.