Huzursuzluğun Kitabı; bir başucu kitabı olmayı fazlasıyla hak eden türden bir başyapıt. Fakat gariptir ki (taşıdığı ismin aksine) okuyucunun iç dünyasına böylesine net bir şekilde parmak basmasından ötürü, rahatsız edici boyutta huzur veren bir eser. Çünkü kendinize sormaya çekindiğiniz soruların, hayatınızda göz ardı ettiğin sorunları bir başkasının perspektifinden okuyarak kendinize gönüllü bir işkence çektiriyorsunuz.
Kitabı okumak, bir başkasının günlüklerine gizlice göz atmak gibiydi.
Pessoa'nın iç dünyasına yapılan bu yolculuk okuyucuya hem yalnızlığı hem de bir başkası tarafından anlaşıldığını hissettiren türdendi.
Kitap başta roman tadında bir giriş yapsa da tipik bir roman kurgusuna sahip değil, neredeyse bütün bölümlerde sizi düşünmeye itecek olan yüzlerce aforizmadan oluşuyor.
Yazarın bölümler arasında kendi iç dünyasıyla ve yazdıklarıyla olan çelişkileri, okuyuculara aynı konularda farklı bakış açıları kazandırmak için ideal.
Her sayfa, varoluşlar bir bunalımın, derin bir melankolinin ve hayata karşı duyulan tarifsiz bir yabancılaşmanın farklı yüzlerini gösteriyor.
Neredeyse bütün aforizmalarda yalnızlığını bizimle paylaşan Pessoa, benim en sevdiğim alıntılardan biri olan, "Yaşamak, başkası olmaktır." sözüyle de topluma ayak uydurmak zorunda kalan 'yalnız insanların' iç dünyasını basitçe özetliyor.
Okunan her bölümden sonra sizi uzun yolculuklara çıkaracak bu kitabı aceleye getirmemenizi tavsiye ederek keyifli okumalar dilerim.
Huzursuzluğun Kitabı; bir başucu kitabı olmayı fazlasıyla hak eden türden bir başyapıt. Fakat gariptir ki (taşıdığı ismin aksine) okuyucunun iç dünyasına böylesine net bir şekilde parmak basmasından ötürü, rahatsız edici boyutta huzur veren bir eser. Çünkü kendinize sormaya çekindiğiniz soruların, hayatınızda göz ardı ettiğin sorunları bir başkasının perspektifinden okuyarak kendinize gönüllü bir işkence çektiriyorsunuz.
Kitabı okumak, bir başkasının günlüklerine gizlice göz atmak gibiydi.
Pessoa'nın iç dünyasına yapılan bu yolculuk okuyucuya hem yalnızlığı hem de bir başkası tarafından anlaşıldığını hissettiren türdendi.
Kitap başta roman tadında bir giriş yapsa da tipik bir roman kurgusuna sahip değil, neredeyse bütün bölümlerde sizi düşünmeye itecek olan yüzlerce aforizmadan oluşuyor.
Yazarın bölümler arasında kendi iç dünyasıyla ve yazdıklarıyla olan çelişkileri, okuyuculara aynı konularda farklı bakış açıları kazandırmak için ideal.
Her sayfa, varoluşlar bir bunalımın, derin bir melankolinin ve hayata karşı duyulan tarifsiz bir yabancılaşmanın farklı yüzlerini gösteriyor.
Neredeyse bütün aforizmalarda yalnızlığını bizimle paylaşan Pessoa, benim en sevdiğim alıntılardan biri olan, "Yaşamak, başkası olmaktır." sözüyle de topluma ayak uydurmak zorunda kalan 'yalnız insanların' iç dünyasını basitçe özetliyor.
Okunan her bölümden sonra sizi uzun yolculuklara çıkaracak bu kitabı aceleye getirmemenizi tavsiye ederek keyifli okumalar dilerim.