daphne

daphne
@daphnefilippovna
"Her şey hiçliğin kaosudur."
8/10
·104 syf.··
2025 47. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 23:20
Düşüş, varoluşçuluk akımının önde gelen isimlerinden Camus'nün tek bir monologdan oluşarak okuyucuyu insan doğasında karanlık bir yolculuğa çıkaran novellası. Kitap, eski bir avukat olan Clamence'ın Mexico City'de rastgele bir barda tanıştığı yabancıya hayat hikayesini felsefi bir dille anlatmasıyla ilerliyor. Clamence, geçmişte yaşadığı şehirde saygın ve ahlaklı biri olarak anılırken mesleği dolayısıyla tanıklık ettiği çarpıcı olaylarla kendi idealist kimliğinden sıyrılıp, insan doğasının getirisi olan ikiyüzlülük, bencillik gibi duygularla yüzleşmeye başlıyor. Kendi günahlarını ve iç dünyasını bizimle paylaşan Clamence, benzer kusurlara sahip biz okurların da kendilerini sorgulamalarını sağlıyor. Camus, bu eserinde toplumdaki ahlak anlayışını, insan ilişkilerini ve varoluşsal çelişkileri kesin ve anlaşılır bir dille eleştiriyor, insanın içsel boşluğunu, anlam arayışını ve sürekli onay arayışını Clamence karakteri üzerinden işliyor. Okurken Clamence karakteri sayesinde rahatsız edici boyutta aydınlanacağınızdan emin olabilirsiniz. Keyifli okumalar.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
Reklam
8/10
·528 syf.··
2025 46. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 21:24
Huzursuzluğun Kitabı; bir başucu kitabı olmayı fazlasıyla hak eden türden bir başyapıt. Fakat gariptir ki (taşıdığı ismin aksine) okuyucunun iç dünyasına böylesine net bir şekilde parmak basmasından ötürü, rahatsız edici boyutta huzur veren bir eser. Çünkü kendinize sormaya çekindiğiniz soruların, hayatınızda göz ardı ettiğin sorunları bir başkasının perspektifinden okuyarak kendinize gönüllü bir işkence çektiriyorsunuz. Kitabı okumak, bir başkasının günlüklerine gizlice göz atmak gibiydi. Pessoa'nın iç dünyasına yapılan bu yolculuk okuyucuya hem yalnızlığı hem de bir başkası tarafından anlaşıldığını hissettiren türdendi. Kitap başta roman tadında bir giriş yapsa da tipik bir roman kurgusuna sahip değil, neredeyse bütün bölümlerde sizi düşünmeye itecek olan yüzlerce aforizmadan oluşuyor. Yazarın bölümler arasında kendi iç dünyasıyla ve yazdıklarıyla olan çelişkileri, okuyuculara aynı konularda farklı bakış açıları kazandırmak için ideal. Her sayfa, varoluşlar bir bunalımın, derin bir melankolinin ve hayata karşı duyulan tarifsiz bir yabancılaşmanın farklı yüzlerini gösteriyor. Neredeyse bütün aforizmalarda yalnızlığını bizimle paylaşan Pessoa, benim en sevdiğim alıntılardan biri olan, "Yaşamak, başkası olmaktır." sözüyle de topluma ayak uydurmak zorunda kalan 'yalnız insanların' iç dünyasını basitçe özetliyor. Okunan her bölümden sonra sizi uzun yolculuklara çıkaracak bu kitabı aceleye getirmemenizi tavsiye ederek keyifli okumalar dilerim.
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Zeplin Kitap · 202014,6bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 45. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 00:51
"Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?" kitabı; varoluşçuluğu benimsemiş, toplumsal eleştirileri mizahi bir dille işleyen kısa bir romandır. Romanın birçok yerinde gülümseten diyaloglar olmasına karşın üstünde düşünüldüğünde karakterin iç çatışmalarını ve yaşadığı derin dramı hissetmek mümkün. Gürpınar'ın gözlem yeteneğinin keskinliği dolayısıyla dönemin İstanbul'unun insanlarıyla empati kurmak oldukça kolay. Roman boyunca kitabın da adını taşıdığı 'Ölüm bir kurtuluş mudur?' sorusu, farklı olaylar ve farklı bakış açılarına sahip karakterlerle ele alınıyor. Herkesin bu soruya kendi perspektifinden bakarak verdiği yanıtlar sizi de düşünmeye itecektir. Karakterlerin intihar düşünceleri ve karamsarlıkları zamanla yerini hayata tutunma çabasına ve zaman zaman göz ardı ettiğimiz umut veren değerlerimize bırakıyor. Keyifli okumalar.
Ölüm Bir Kurtuluş mudur?Hüseyin Rahmi Gürpınar · Dorlion Yayınları · 2025398 okunma
7/10
·202 syf.··
2025 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 14:55
Korkuyu Beklerken; bizim olanı ve olmayanı sorgulama üzerine yazılmış, varoluşçuluk felsefesinin ağır bastığı bir eser olduğunu belirtmek isterim. Toplum ile olan çatışmalarımın bu kitapta ironik bir dille ele alındığını görmek, Oğuz Atay'ı bu kadar geç keşfettiğim için pişmanlık duymama sebep oldu. Okuduktan sonra bir süre sizi karamsarlığa itecek olan bu kitabı aceleye getirmemenizi tavsiye ederim. Kitabın içindeki öykülerden bahsetmem gerekirse; "Beyaz Mantolu Adam" hikâyesinde öykü boyunca bir kere bile konuşmayan hatta ismini dahi bilmediğimiz, toplumla iletişimini tamamiyle kesmiş olan dilenci bir adamın yaşamının kaotikliği ele alınıyor. "Unutulan" adlı hikâyede bizlere eski kocasını bir tartışma sonrasında tavan arasında ölüme terk etmiş olan bir kadın üzerinden 'zamanla yozlaşarak yitirdiğimiz değerler' mesajı veriliyor. Kitabın da adını taşıdığı "Korkuyu Beklerken" bölümünde ise lise mezunu bir adamın evine, bir örgütten gelen gizemli mektubun adamın hayatını değiştirmesi anlatılıyor. "Bir Mektup" adlı bölümde, önemsenmeden söylenen bir iş teklifi üzerinden yazılan bir mektup ele alınıyor. Katarsis ihtiyaçlar doğrultusunda yazıldığı bariz olan bu mektupta asıl meseleye hiç değinilmeden mektup son buluyor. "Ne Evet Ne Hayır" öyküsünde bir gazetede köşe yazarlığı yapan yazarın okurlarının dertlerine deva olmak amacıyla(zorunluluğuyla) kabul ettiği ve üzerinde düzeltmeler yaparak okuyuculara sunduğu bir mektup işleniyor. "Tahta At" hikâyesinde, bir sahil kasabasında yapılmak istenen tahta bir attan bahsediliyor. Bu tahta atın yapılabilmesi için bağış etkinlikleri düzenleniyor lakin etkinlikler olaylı ve kaotik geçiyor. "Babama Mektup", mektup türü üzerinden yazılan bir başka bölüm. Bu bölüm Oğuz Atay'ın yazmadan iki sene önce babasını kaybetmiş olmasından ötürü
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
7/10
·83 syf.··
2025 40. kitabı
Stefan Zweig'ın "Satranç" adlı eseri, görünüşte basit bir satranç karşılaşması üzerinden derin psikolojik ve toplumsal temaları işleyen etkileyici bir uzun öykü. Yazarın intiharından önce tamamladığı son eseri olması da kitaba anlam katıyor. Kitap, sadece iki karakterin arasındaki satranç mücadelesini değil, aynı zamanda Nazi döneminin insanlık üzerindeki acımasız etkilerini de alegorik bir dille anlatıyor. Zweig'ın akıcı üslubu kitabı okumayı kolaylaştırırken bir yandan psikolojik derinliği yoğun olan eseri kısa olmasına rağmen anlamak güçleşiyor. Aynı zamanda kitap, insan ruhunun karanlık zamanlarda bile direncini çarpıcı bir şekilde ele alan edebi bir başyapıt. Keyifli okumalar dilerim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Reklam