İnsanlar devrim niteliğinde değişimler istiyorlardı ve bu değişim sanki köşe başında duruyor gibiydi. Ama değişim denen şey sanki iki boyutlu sahne dekoru gibiydi, varlığı ya da anlamı olmayan.
Oldukça akıcı olan kitap, roman karakteri Vatanabe'nin üniversite yıllarında yaşadıklarını anlatıyor. Kitap sıradan, günlük hayatta olan şeyleri anlatmaktan ziyade Tokya'da üniversite okuyan bir öğrencinin hayatını oldukça açık ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor. Cinsellik çokça yer aldığı için yetişkinlere uygun bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitapta odaklanılması gereken yer Vatanabe'nin dostluk-aşk arasında gidip gelmesi ve kararlarından bir türlü emin olmamasıydı. Murakami'yi ilk kez okuyacaklar için güzel bir başlangıç olabilir.
Onların söylediklerinin hiçbirini yapmadım, dedi bana. Çünkü ne kadar çok düşünürsem, bütün bunların kimseye yapılamayacak kadar rezil şeyler olduğunun o kadar çok farkına varıyordum, hele benimle evlenmek talihsizliğine uğramış zavallı bir adama hiç yapılamazdı bunlar.
Marquez'in çocukluk yıllarında meydana gelen bir cinayetten esinlendiği roman, hakikate ulaştırma amacı taşımıyor. Kitabı tamamladıktan sonra okuyucu; onur, namus, ahlâk, masumiyet gibi konularda sorgulamaya başlıyor. Kitabın bu psikolojik yanı toplum muhafazakarlığı ile ilgili de düşündürtüyor. Kitapta olayların cinayetle sonuçlanmasına kadarki süreç içerisinde talihsizlikler, belki biraz kaderin de etkisiyle süreç gerçeğin dışında çok farklı ilerliyor. Sonuç olarak kitabın başarıyla verdiği mesaj, insan müdahele ederse dünyanın gidişatının değişebileceği yönündedir.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma