Meraklı okurlara...
Puan vermedi·157 syf.·
2026 17. kitabı
Konu başlıkları arasında şöyle bir gittim geldim. Aslında bu metin daha çok duygu ve düşünce barındırıyor ama ben birlik ve beraberlik vurgusuna odaklanacağım için "1000Kitap" başlığı sanırım daha yerinde. :) (Ah Deniz, uzatma!) :) Neyse, gelelim konumuza, yani aslında duygularıma... Niyetim çok yalın: İyice "ben" merkezli hale gelen, birbirimizden koptuğumuz şu toplumda, o unuttuğumuz "biz" olma hissini yeniden hatırlatmak. Evrim Kuran'ın bir sözü geldi aklıma; hani o en ufak duyarlılığın bile bir fark yaratacağından, o "mikro iyiliklerin" gücünden bahsettiği... Belki de benim şu an yaptığım sadece budur: Küçük bir duyarlılık, ufacık bir fark yaratma çabası. Oluyor mu, bilmiyorum ama denemekten zarar gelmez diyorum. Doğrusu geleceğe dair pek umutlu biri değilim; her geçen gün uzayın o kara boşluğuna bakıyor gibi hissediyorum. Ülkenin gidişatını, üzerimize çöken o ağır havayı gördükçe —çoğu duyarlı insan gibi— bazen her şey boş geliyor, zorlanıyorum. Ama bu kitabı okurken, o "Birlik olun, hep birlikte olun!" çığlığını duyduğumda olan şey güçlü bir his... Biraz yakın geçmişe, o meşhur Gezi günlerimize de gittim. Çünkü insan zihni, o anın büyüsüyle bir "olabilirliğe", bir hayale teslim olmak istiyor. Okyanusta bir damla gibi hissettiğimiz şu günlerde, koca bir denizin parçası olduğumuzu hatırlatıyor bu kitapta. Schiller bu oyunu ömrünün son demlerinde, hayata veda etmeden hemen önce yazmış. O meşhur dağları hiç görmeden, sadece ruhuyla o birlik ruhunu satırlara dökmüş. Tell belki bir efsane ama o sahnelerde duyduğum o sarsılmaz beraberlik ihtiyacı bizim en büyük gerçeğimiz. "Ya hep beraber ya hiçbirimiz!" diye hâlâ bir avuç insanın sokaklarda yükselttiği o ses, bu kitaptan da yankılanıyor yani. Schiller'in bıraktığı bu mesajı umarım bir gün hep beraber ve
1000Kitap
Wilhelm TellFriedrich Schiller · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020496 okunma
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Kitap 20. yüzyıl başlarındaki Finlandiya'sını konu alır. İçeriğinde ise yoksulluk, cehalet ve Rus Çarlığı baskısı altında ezilen halkın içki ve sefaletle boğuşan buhranlarını anlatır. Kitapta bataklık ve kayalıklar arasında yer alan, doğal kaynak bakımında fakir bir ülkenin ayağa kalkarak yoksulluktan kurtulması siyasi, ekonomik ve sosyokültürel açıdan gelişmiş bir topluma evrilmesini bize aktarır. Vallahi okur iken en çok zevk aldığım kısımlar ise ülkenin ilerlemesi için çalışma azmi ve heyecanı ile dolan, bencillikten uzak, yorulmak bilmeden halkı için katkıda bulunan toplum için çalışan insanlar oldu. Gelişmek için toplumun sadece bir kesimin yaptıkları değilde özellikle alt tabakanın da gelişmesi ve öğrenmesine de katkıda bulunarak bir bütün olarak aynı hedef için çalışmanın önemini gözler önüne seriyor. Bir ülke bireylerin çabaları ile değilde toplum olarak sadece gelişebilir ancak böyle kalıcılık sağlanabilir. Darısı başımıza ne diyelim. Herkesin okuması gereken kitaplardan birisi, okurken neden Atatürk'ün okullarda okutulmasını istediğini anlıyorsun. Kalın bir kitap değil okunmadı ise okunması taraftarıyım. Çok severek okudum gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum efenim. #k:139900. Petro Grigory Petrov
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · İndigo Kitap · 2020124,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·432 syf.··
2025 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 22:43
Erkek karakterleri bu kadar iyi yazmayın amaaa. Beklentiyi çok yükseltiyorsunuz. Okurken hep böyle bir aşka sahip olmanın nasıl olacağını düşündüm ve baya bir kıskandım :) Siz de gerçek hayattan uzaklaşıp romantik bir ilişkide olmak istiyorsanız bu kitap size göre. Yeniden umutlarımın arttığı bir kitap oldu. Darısı bizim başımıza :) #####SPOILER##### Sadece tek bir yerde Hux'a sinir oldum. Okuyanlar çok iyi anlayacaktır. Böyle bir karaktere sahip olan adam o davranışı yapmazdı. Klasik kurgu, sonlara doğru bir drama çıkıp barışma olsun diye yapılmış ama sinir oldum.
Sevimsiz Bir TanışmaMeghan Quinn · Ren Kitap · 20221,241 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2025 447. kitabı
1 Ocak 1959 tarihi kelimenin tam anlamıyla emperyalizmin Küba'da, "çuvalladığı" tarihtir. O gün, ABD'nin kendi arka bahçesi olarak gördüğü ama ortalama bir ABD vatandaşının tahayyül sınırlarının kat be kat üzerinde bir fiziki alana ve yine ortalama bir ABD vatandaşının zekâ düzeyinden kat be kat üzerinde ortalama zekaya, kararlılığa, cesarete ve elbette ki, "yoklar"a sahip nüfuslu kocaman kıtanın küçük de olsa bir parçasının artık sonsuza değin bahçeden koptuğu gündür. Fidel Castro'yu Öldürmenin 634 Yolu", CIA-Mafya ittifakının ve bunların işbirlikçilerinin 2000 yılı sonuna değin giriştikleri "eylemler"inden Fabián Escalante'nin derlediği, bir seçki. Zaten kendisi de bizzat yaşamış bunları. Koca koca adamların, örgütlerin, hükümetlerin, kendisini dünya lideri olarak gören başkanların, Fidel Castro'nun "devre dışı" bırakılması için ne denli "Zihni Sinir" icatlarla uğraşmış olduklarını okuyoruz Karşılığında, bilgiye, özgüvene, insan ve yaşam sevgisine dayanan devrimin dünyanın en büyük süper gücünün yok etmeye yönelik her saldırısını, ki dile kolay, 634 belgeli tanıklı komplo, boşa çıkarma yeteneğinin yakın dünya tarihinde eşinin benzerinin olmaması gerçeğiyle de ortaya çıkan gururlanmadan darısı başımıza diyerek az biraz da olsa pay çıkartıyoruz kendimize. "CIA'nın, emperyalist dünyanın lideri ABD hükümetinin bu çaresizliklere onay vermesi, bu akıllara ziyan planlardan medet umar hale gelmesi bizleri hiç şaşırtmıyor. Karşılığında bilgiye özgüven
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Fidel Castro'yu Öldürmenin 634 YoluFabian Escalante · Nota Bene Yayınları · 201610 okunma
Viva Mariposa!
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2025 19:06
Ahh Minerva, benim mavi kelebeğim. Neden mavi derseniz Dominik Cumhuriyeti deyince insanın aklına; eşsiz, okyanus aşırı memleket olması geliyor. Latin ülkelerinin sınanmasıdır diktatörlükle yönetilmek. Ve bir şekilde sömürge olmak. Alverez, kitabı yazarken kendi hayalinde canlandırdığı Mirabal Kardeşlerin dilinden samimi bir anlatımla karşımıza çıkıyor. Başta biyografi yazmayı düşünürken fikrini değiştirip roman yazmaya karar veriyor. İyi de yapmış. Patria, Dede, Minerva ve Mate bir güneş ışığı gibi süzülüp gelmiş dünyaya unutulmaz bir iz bırakmışlar. Ancak vahşice öldürülmeleri sadece kendi ülkelerini değil dünyayı ayağa kaldırmıştır. Hala Latin ülkelerinde kadın cinayetleri- bizim ülkemizdeki istatistikle bile karşılaştırılamaz(!) - kanayan yaramızdır. Trujillo tiranına kargışlar ederek okumaktan yüreğim kabardı. Trujjilonun en çok korktuğu ve ortadan kaldırmak istediği Mirabal Kardeşler ve kiliseler. (kilisenin de halkın yanında olması ahh çok şaşırdım! Tiran biraz bunlara pay verse destek olmazlardı ya neyse) Yani öldürülmeleri tamamen siyasal. Ama şunu gördüm ki diktatörler sonsuza kadar yaşayamaz zulümleri arttıkça sonlarını tez getiriyorlar. - Darısı başımıza. Hayatta kalan son kardeş Dede'nin apolitikliği beni biraz şaşırtsa da direnişi örgütleyen Minerva'nın güçlü kişiliği, Mate'm üzümlü kelebeğimin korksa da bununla baş edecek kadar güçlü olmaya çabalaması, Patria'nın dindar ve anaç yapısı ile (oğlu Nelson'un devrimci olması onu iteklemiştir) devrime bodoslama dalması ve bu uğurda yılmadan ettiği mücadele. Bence yazarın tam da görmek istediğimiz Mirabal Kardeşleri bize böyle anlatması önemli armağanıdır edebiyata. Yaşasın Kelebekler! Yaşasın tam bağımsız ülkeler! Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun diktatör tiranlar!
Kelebekler ZamanıJulia Alvarez · Ayrıntı Yayınları · 2017687 okunma
8/10
·424 syf.··
2025 53. kitabı
Yapımcı ve televizyon programcısı İngiliz yazar Richard Osman'ın ilk kitabı Perşembe Günü Cinayet Kulübü çıktığı anda çok satanlar listesinde yerini almış, 48 dile çevrilmiş, film hakları Steven Spielberg yapım şirketi tarafından satın alınmış bir ilk kitap. Bir yazar için ilk kitabıyla böylesine bir başarı yakalamış olmak muhteşem bir his olmalı. Her ne kadar biz ilk kitaplarımızda bu başarıyı yakalayamamış olsak da darısı bizim de başımıza diyelim. Kitap aslında alışılagelmiş polisiyelere benzemese de bir polisiye. Yazarın eğlenceli ve bana göre biraz değişik yazım tarzına ilk sayfalarda alışmakta zorlanmış olsam bile kısa sürede bu tarzı benimseyerek kurgunun tadına varabildim. Bir ara bu yazım tarzının yazara mı çevirmene mi ait olduğunu düşündüm fakat kitabın aynı tarzdan kopmadan ilerlediğini görünce tarzın yazara ait olduğuna karar verdim. Orijinal dilinde okuyanlardan yazarın tarzı hakkında ne düşündüklerini duymak isterdim. Genel olarak kitabı beğendim. Bazı bölümlerde gereksiz olduğunu düşündüğüm detaylar yok değildi, karakterler çok fazlaydı. Benim gibi isim hafızası gelişmemiş biri için karakterleri akılda tutmak biraz zor oldu. Yazarın kullandığı tasvir ve betimlemeler sanki kitabın daha en baştan film olacağı bilinerek yazıldığı hissi uyandırdı bende. Perşembe Günü Cinayet Kulübü üyelerinin maceraları yazarın ikinci ve üçüncü kitaplarında da devam ediyor. Onları da en kısa zamanda okumak niyetindeyim. Kitabın konusu: Coopers Chase emekliler köyünün dört sakini Elisabeth, Ron, Joyce ve İbrahim her hafta Perşembe günlerini, aydınlatılmamış eski cinayet dosyaları üzerine çalışmalar yaptıkları bir toplantıya ayırırlar. Seksenine merdiven dayamış bu dört eğlenceli tip için kurdukları bu kulüp geri kalan ömürlerini hem bir işle meşgul olarak hem de işe
Perşembe Günü Cinayet KulübüRichard Osman · Bilgi Yayınevi · 2021323 okunma
Reklam
Reklam