Bektaş

Belki de dürtülere karşı koyabilmekten daha temel bir psikolojik beceri yoktur. Tüm duygular, doğaları gereği, bir şekilde dürtüyü eyleme dökmenin yolunu açtıklarından, duygusal özdenetimin kaynağıdır. Dürtüyü eyleme geçirmeye karşı koyabilme, başlamakta olan bir hareketi bastırma gücü (bu yorum şimdilik bir spekülasyon düzeyinde olsa da), büyük olasılıkla beyin işlevi seviyesinde, motor kortekse giden limbik sinyallerin engellenmesi şeklinde gerçekleşmektedir.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kuvvetli olumsuz duygular, dikkati kendi takıntılarına çevirip zihnin odağını değiştirme çabasını aksatırlar. Aslında duyguların raydan çıkıp patolojik bir yol izlemeye başladıklarının işaretlerinden biri de, bunların müdahaleci bir hâl alıp diğer tüm düşünceleri bastırarak, o anda yapılması gereken işe dikkatini verme çabalarını sürekli engellemesidir. Sıkıntılı bir boşanma sürecinden geçmekte olan bir kişi —ya da anne-babası bu durumda olan bir çocuk— bu duruma kıyasla ıvır zıvır niteliğinde olan okul ya da iş yerindeki günlük işler üzerinde uzun süre yoğunlaşamaz; klinik depresyonda olanlarda ise kendine acıma, keder, umutsuzluk ve çaresizlik düşünceleri tüm diğer düşüncelere baskın çıkar.
Psikoloji
Öfkeyi alevlendiren öfkeli düşünceler silsilesi, aynı zamanda kişinin öfkesini dağıtmakta kullandığı en kuvvetli yöntemlerden birinin de olası anahtarıdır: En başta, öfkeyi alevlendiren inançları zayıflatır. Neden öfkelendiğimiz hakkında ne kadar uzun düşünürsek, öfkemizi haklı çıkaracak o kadar çok “iyi neden” icat edebiliriz. Kafayı takmak, öfkeyi körükler. Ancak olaylara değişik bir açıdan bakmak, öfkenin alevlerini söndürür. Tice da, bir durumu olumlu bir çerçevede yeniden düşünebilmenin, öfkeyi engelleyen en güçlü yöntemlerden biri olduğunu bulgulamıştır.
Alıntı
LeDoux’nun da dediği gibi, “Bir şeyin tehlike olabileceğini anlamamız için, tam olarak ne olduğunu bilmemiz gerekmez. “
Bir şeyin bize be hatırlattığı, ne ‘’olduğu’’ ndan çok daha önemli olabilir. Aslında duygusal yaşamda kimlikler tek bir parçanın bir bütünü uyarması anlamında holograma benzetilebilir. 
Alıntı