Kadınların hissettiklerini yüzlerinden okumak, erkeklerinkine oranla genelde kolaydır; çok küçük erkek ve kız çocuklarının yüzlerinde ifade gücünde bir farklılık görünmezken, ilkokul yılları boyunca erkeklerin kendilerini ifade gücü giderek daha az, kızlarınkiyse giderek daha güçlü hale gelir. Bu anlamda, kadınlar erkeklerden gerçekten daha duygusaldır.
Çoğunlukla duygusal bulaşıcılık çok daha ince, her temastan gizliden gizliye yaşanan etkileşimin bir parçasıdur. Ruhumuzun bir tür yeraltı ekonomisini oluşturan bir ortamda birbirimize ruh hallerimizi iletiriz; burada bazı temaslar zehirleyici, bazıları ise besleyicidir. Bu duygusal alışveriş, inceden inceye, neredeyse algılanamaz bir düzeyde yürütülen bir özelliğe sahiptir; bir satıcının teşekkür etme tarzı, bizi önemsemediğini, kınadığını ya da gerçekten çok iyi karşıladığını, takdir ettiğini hissetmemize yol açabilir. Duygularımıza, bir tür sosyal virüs gibi, birbirimize bulaştırırız.