"... biraz şişirerek söylersem, bu şu demektir: Hiçbir şeyime göz yumulmaz, rahat edeyim diye bir dakika bile verilmemiştir bana; zaten hiçbir şey verilmez bana, her şeyi çabalayarak elde etmek zorundayımdır, yaşadığım günlerle geleceği değil, geçmişimi bile kendim yaratmak zorundayım, doğal olarak herkesin bir geçmişi vardır belki, ben onu bile kendim elde etmek zorundayım; bence bu en zor iş, dünya sağa mı dönüyor? - Bilmiyorum ya- ayak uydurabilmem için benim sola dönmem gerekiyor! Nasıl başa çıkarım? Gücüm yetmez ki; paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda? Bırak benim güçsüzlüğümü, kimin gücü yeterdi bütün istenenleri yerine getirmeye? "
"İki saattir sedirde yatıyordum... Başka hiçbir şey düşünmeden yalnız seni düşündüm. Hep unutuyorsun Milena: Biz seninle yan yana durmuş, yerde yığılı kalan varlığımı seyrediyoruz; ama kendimi seyreden ben, cansızım artık."
("Sevinçli" sözcüğünü nereden bulup çıkarmış insanlar? Kimi zaman hiç akıl erdiremiyorum buna; "üzüntülü" ye karşıt bir sözcük olsun diye bulmuşlar anlaşılan.)
"Ölümü düşününce korkuyorsun, öyle mi? Ben yalnız sancılardan çok korkuyorum. Bu uyartı kötü işte! Ölümü isteyip, sancılardan korkmak kötü, çok kötü bir uyartı bu! Ölmeyi göze alabilirim yoksa. Nuh'un güvercini gibi deriz, bizleri de salıvermişler yeryüzüne... Yeşil bir yaprak geçirememişiz elimize, ne çıkar? Geminin karanlıklarına gömülürüz gene, olur biter."