Mine Söğüt -Beş Sevim Apartmanı
Mine Söğüt’ün ilk okuduğum kitabı, zaten yazarın da ilk kitabı. Mine Söğüt’ün tek eseri ile yazarlığı hakkında yorum yapacak kadar , profesyonel değilim. Bir yazarı anlamak, yazı serüvenini görmek için ilk ve son kitabı arasındaki farklara bakmak gerekiyor.
İlk eseri olmasına rağmen , kalemi bambaşka geldi bana. Gözlemleri, konuyu irdeleyişi, cümleleri , yazar karşında oturup konuşuyor üslubuyla anlatması beni çok etkiledi.
Kitabın ismi ilgi çekici olmaya bilir ; ama kitabın isminin hikayesi de başlı başına bir kitap olacak şekilde. Konu ilgi çekici. Olaylar ilginç , anlatım güzel.Bir insanı sevmekle başlar her şey. Albert Camus’nun dediği gibi “Ahlaktan önce sevgiyi bulmalı insan, yoksa ikisi de yok olup gidiyor.”
Psikiyatrist Dr. Samimi ailesinden sevgi görmeyen , annesi tarafından terk edilen , dünyadan bihaber halasıyla yaşayan bir çocukken bir anda rüyalar görmeye başlıyor. Başta eğlenceli olan cinperi rüyaları gün geçtikçe hayatını etkilemeye başlıyor. Samimi , cinperilerden kurtulmak istiyor. Bunun içinde akıl hastanesinde yatan, aynı dertten muzdarip beş hastayı “Beş Sevim Apartmanı”an yerleştiriyor. Hastalanınca ortak özelliği sevgisizlik, yalnızlık , terk edilmişlik ve temelinde ailevi sorunlar..
Her hastanın ayrı bir hikayesi var. Cinli perili bir kitap değil aslında, toplumumuzun yaralarını, dertlerini , yalnızlıklarını, yanlışlıklarını, yalanlarını, sevgisizliklerini anlatıyor.
Bence okunmaya değer. Bir alıntı bırakıyorum, keyifli okumalar.
“Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı’nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.”