darülmihen

darülmihen
@darzamanlar
Edebiyat dünyayı hiçe saymanın en uygun yoludur.
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:00
Palyaço Heinric Böll’ün en çok bilinen eseriymiş ne yazık ki ben yeni tanıştım. Nobel ödüllü yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitabı çok sevdim ve yazarın bir çok kitabını da okuyacağım. Palyaço kitabını da daha iyi anlamak için de Kayıp Babanın İzindeHeinrich Böll'ün "Palyaço" Adlı Yapıtında Geçmişle Hesaplaşma kitabını aldım. Yazar ve eserleriyle ilgili de YouTube’a uzun bir video gelecek. Şimdi bu kitabı genel hatlarıyla konuşalım. Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir. Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir. Schnier, yaşadığı hayal kırıklıkları sonucunda alkol bağımlılığına sürüklenmiş, mesleğini icra edemez hale gelmiş ve maddi olarak da dibe vurmuştur. Roman boyunca eski dostlarını, ailesini ve tanıdıklarını telefonla arayarak hem Marie’ye
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,910 okunma
Reklam
Ağızdan Ağıza Hayatlar
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 00:00
Kitaptaki isimsiz anlatıcımız daha sonra yazar olduğunu öğreniyoruz. Havalimanında beklerken görevliyle konuşan birini duyuyor, görevlinin o kişiye Jeff Cook olarak seslenmesi onun aklına 20 yıl önceki arkadaşı olabileceği ihtimalini getiriyor. Burada yazar anlatıcı Jeff’i bize tamamen tasvir ediyor. Saçından, ayakkabısına hatta bavuluna kadar. Bu cümlelerle de Jeff hakkında bir düşüncemiz oluyor. İki eski arkadaş karşılaşıyor ve uçağın rötar yapmasıyla muhabbet etmeye başlıyorlar. Bu satırları okurken aklıma White Lotus 1. Sezon, 1. Bölüm başlangıcı geldi burada da bir cinayet mi çıkacak acaba diye beklemedim değil. Eseri ilginç kılan konu ise bize tüm olayları 65 bölümde yazar anlatıcı anlatıyor. Jeff konuyu bir türlü kendise getirmeyi, karşısındakini dinlemeyip konuşmayı ele geçirmeye çalışıyor. Bir adamı boğulmaktan kurtardığını ona suni teneffüs yaptığını yani ağızdan ağıza ona bir hayat hediye ettiğini ama o adamın bir teşekkür bile etmemesini, onun beklentilerini karşılamamasını, iyiliğin amacı beklentiler gibi bir çok soruyla okumaya devam ediyoruz. Jeff bu konuya o kadar çok içerliyor ki adamın hayatını araştırmaya başlıyor, adam hakkında biligiler topluyor. Bu kişinin Francis Arsenault adında ünlü, zengin bir sanat simsarı olduğunu öğreniyor ve onun hayatına sızmak için plansız planlar yapıyor. Bir şekilde hayatına sızıyor ve galirede asistanı oluyor. Ama planlarında olmayan bir şey de o adamın kızına aşık olmak. Kitabın dilini çok sevdim. Çok akıcı ve bence fikir çok güzel. Film olmalı bence diye düşündüm bir film var aynı ad ile kitap 2022de çıkmış film ise 2005 zaten çok farklı hikayeler :) Ama bence kesilikle filmi olmalı. Bir film senaryosu gibi yazılmış. White Lotus da 2021’de yayınlanmış belki giriş sahnesinde esinlenmiş olabilir. Kitabı
Ağızdan AğızaAntoine Wilson · Tersine Kitap · 2025118 okunma
7/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2019 132. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 12:41
Haruki Murakami ~ İmkansızın Şarkısı Murakami ile yaklaşık bir buçuk yıl önce tanıştım. Her ay bit kitabın mütealasını yapıyorduk, bir kitabevinde. O ayın kitabı da “Sahilde Kafka”ydı. Çok farklı sesten, çok farklı kelimelerle Tamura’yı dinlemiştim. “Sahilde Kafka” benim için özel bir eser. Yazarın hayat hikayesinden de derinden etkilenmiştim. O süreden beri Murakami okumuyordum. Denk mi gelmedi , fırsat mı olmadı, Tamura hep hayatımda kalsın mı istedim bilmiyorum. İmkansızın Şarkısı , çalıştığım kitapçıda hep gözüme takılıyordu. Her gün orada olmama rağmen, açıp bir cümle bile okumadım. Kapağını açarsam benim olmalıydı. Ben biraz farklı bir okurum. Kitaplarımla,yazarlarla, karakterlerle farklı bir bağ kuruyorum. Uzun bir süre karakterle yaşıyorum. Kitapların karşısına geçip gerçek dostlarımla dertleşiyorum. Her yazarı da okuyamıyorum. Kendim de çok yazmak istiyorum; ama bir Dostoyevski, Gogol olmayacağım için ucuz edebiyat yapmak istemiyorum. İmkansızın şarkısından nerelere geldim. Toru, bu duygularımı bir anda tekrar canlandırdı. Konu bu değil tabi ki. Konuyu okuyunca anlayacaksınız zaten. Her kitap, her insanda farklı duygular uyandırır. “İmkansızın Şarkısı” nı bitirdiğim de “Gerizekalı Vatanebe” dedim. Kitapta çok fazla cinsellik, pornografik unsurlar var . Gerekli miydi, bilmiyorum, bu unurlar olmadaydı kitap nasıl olurdu onu da bilmiyorum. Eser, genel olarak akıcıydı, herkes okuyabilir. Tabi okurken ne beklediğinize bağlı ya da eserden ne almak istediğiniz. Bazen bir cümle bile yeter eseri anlamaya , bazen de sayfalarca incelemeler bile tam anlamıyla anlatamaz yazarın mesajını. Bu kitap bana uzun bir müzik listesi sundu. Ben alacağımı aldım. Kitapta bahsi geçen müzikleri açtım, eseri okurken. O ak ben de oradaymışım, Reiko gitar çalarken sarı yağmurluğumu
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
7/10
·275 syf.··
Beğendi
·
2019 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2019 18:46
Paulo Coelho ~Aldatmak Can yayınlarından ilk olarak 2014 yılında çıkan , “Aldatmak” adlı eseri büyük bir merakla okudum. Hoşuma giden yerler oldu, gitmeyen yerler de. Kadın psikolojisini o kadar güzel ele almış ki. Eşiyle, çocuklarıyla, işiyle güzel giden bir hayatı olan bir kadının, mutsuz olduğunu farketmesiyle hikaye başlıyor. Bir kadın kendini mi aldatır , duygularını mı aldatır; yoksa büyük bir heyecanla evlendiği , mutlu olduğu, hayaller kurduğu adamı mı aldatır? Aldatmak mı zor, aldanmak mı ? Hiç bir şekilde aldatmak meşrulaştırılamaz. Ve hiç kimse aldatılmayı haketmez. Herhangi bir duygusal boşluk bir kadını aldatmaya teşvik etmemeli. Bir kadın evliyken , mutluyken, hayatından gayet memnunken neden böyle bir hata yapar, neden boşluğa düşer , neden farklı arzular ister, bu duyguları beslerken neden bu kadar alçalır, yazar hepsine ayrı ayrı değinmiş. Eser sadece “Aldatmak” üzerine kurgulanmamış. Avrupa’nın toplumsal ve siyasal yapısını, kadın-erkek ilişkisini, kadın ve erkeğin evliliğe bakış açılarını, evliliğin her dönemini büyük bir titizlikle anlatmış , yazar Coelho. “Sevgi” kavramının anlatımını, sevginin manasını ve hayatın gayesini anlatış biçimini çok beğendim. Kitabın anlatımı çok basit, dil akıcı,çerezlik diyebileceğimiz kitaplardan. Klasiklerin arasında dinlenmek için okunabilir. Keyifli okumalar . “Hayat uzun bir tatil değil, sonsuz bir öğrenme sürecidir.Çıkarmamız gereken en önemli ders ise sevmeyi öğrenmektir.” Paulo Coelho Aldatmak
AldatmakPaulo Coelho · Can Yayınları · 20149,4bin okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 108. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2019 12:43
Mine Söğüt -Beş Sevim Apartmanı Mine Söğüt’ün ilk okuduğum kitabı, zaten yazarın da ilk kitabı. Mine Söğüt’ün tek eseri ile yazarlığı hakkında yorum yapacak kadar , profesyonel değilim. Bir yazarı anlamak, yazı serüvenini görmek için ilk ve son kitabı arasındaki farklara bakmak gerekiyor. İlk eseri olmasına rağmen , kalemi bambaşka geldi bana. Gözlemleri, konuyu irdeleyişi, cümleleri , yazar karşında oturup konuşuyor üslubuyla anlatması beni çok etkiledi. Kitabın ismi ilgi çekici olmaya bilir ; ama kitabın isminin hikayesi de başlı başına bir kitap olacak şekilde. Konu ilgi çekici. Olaylar ilginç , anlatım güzel.Bir insanı sevmekle başlar her şey. Albert Camus’nun dediği gibi “Ahlaktan önce sevgiyi bulmalı insan, yoksa ikisi de yok olup gidiyor.” Psikiyatrist Dr. Samimi ailesinden sevgi görmeyen , annesi tarafından terk edilen , dünyadan bihaber halasıyla yaşayan bir çocukken bir anda rüyalar görmeye başlıyor. Başta eğlenceli olan cinperi rüyaları gün geçtikçe hayatını etkilemeye başlıyor. Samimi , cinperilerden kurtulmak istiyor. Bunun içinde akıl hastanesinde yatan, aynı dertten muzdarip beş hastayı “Beş Sevim Apartmanı”an yerleştiriyor. Hastalanınca ortak özelliği sevgisizlik, yalnızlık , terk edilmişlik ve temelinde ailevi sorunlar.. Her hastanın ayrı bir hikayesi var. Cinli perili bir kitap değil aslında, toplumumuzun yaralarını, dertlerini , yalnızlıklarını, yanlışlıklarını, yalanlarını, sevgisizliklerini anlatıyor. Bence okunmaya değer. Bir alıntı bırakıyorum, keyifli okumalar. “Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı’nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.”
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma
Reklam